Bir Kozmik İkon Yengeç(Crab) Nebulası


1054 yılında yeryüzünden Taurus kümesinde bir yıldızın ölüm spektrumu gözlendi.

Şimdi yaklaşık bin yıl kadar sonra patlama sonrası yüksek enerjili parçaçıklar salarak çok yoğun bir cisim haline dönen yani nötron yıldızı olarak bilinen Yengeç (Crab)Nebulasıdır

Chandra uydusu X ışın verileri ile kozmik jenaratör gibi çalışan ve üretiği enerji miktarı 100 000 güneş kadar olduğuna dair hakkında belirgin ipuçları vermektedir.

Bu bileşik görüntüler veri olarak , NASA nın üç tane Büyük Gözlemevi (Great Observatories ) tarafından kullanılmaktadır.

Chandra X-ışın görüntüleri mavi, Hubble Uzay Teleskopu görünür bölgede kırmızı ve sarı ve Spitzer Uzay Teleskopu kızılötesi görüntüleri mor renktedir.

X-ışın görüntüsü alınan bölge diğerlerine göre daha küçüktür çünkü çok yüksek enerjili elektronlar yayılmaktadır ve çok hızlı davranarak salınım yaparlar daha düşük enerjili olan görünür ve kızılötesi bölgelerdeki elektronların salınımı daha yavaştır.

Diğer değişik teleskoplarla birlikte , Chandra Yengeç( Crab )Nebulasının bilinmeyen kayıp hayatı /geçmişi hakkında bilgi vermeye devam etmektedir .

Yengeç (Crab )Nebulası üzerinde en fazla çalışılan gök cismi olduğundan dolayı,bu onu kozmik ikon yapmaktadır.

Devamı...>>

UZAY YELKENLİSİ


Bir sene sonra, dünyanın 800 kilometre üzerinde, bir roketten ekmek büyüklüğünde bir kutu fırlayacak. Bu kutu hava boşluğunda ay kadar parlak ama ondan biraz daha belirgin dört yelken açacak. Sonra yavaşça güneş ışığıyla beslenen yelkenleriyle yıldızlara doğru yol almaya başlayacak. LightSail-1 isimli bu uzay aracı, en fazla birkaç saat havada süzülerek birkaç kilometre tırmanacak. Denizcilerin yüzyıllar boyu yerkürenin rüzgârlarıyla okyanusta yol aldığı gibi, bu uzay aracı da yıldızların rüzgârıyla uzayda yol alacak. Uluslararası uzay topluluğu Planetary Society'nin başkanı Louis Friedman, "Işıktan güç alarak uzayda yolculuk yapmak, bizi bir gün yıldızlara çıkaracak tek teknoloji" diyor.Princeton Üniversitesi İleri Araştırma Enstitüsü'nden Freeman Dyson, "Yelkenlerle yolculuk, evrende dolaşmanın harika bir yolu. Ama uygulanabilir hale gelmesi için uzun zaman gerekir" diyor. Güneş yelkeni itici gücünü, ışığın enerjinin yanı sıra ivme de taşıdığı gerçeğinden alıyor. Güneş yelkenini harekete geçiren kuvvet, zayıf olarak nitelenemezse de hafif bir kuvvet. Ancak en fazla birkaç dakikalığına ateşleme yapabilen bir roketin aksine sürekli bir kuvvettir. Bir gün yeterli büyüklükte bir yelken (örneğin bir kenarı 15 km uzunlukta) yapılırsa, bu yelken saatte binlerce kilometre hıza ulaşarak güneş sisteminin bir ucundan diğer ucuna 5 yılda ulaşabilir. Güçlü bir lazer ışınıyla da yelkenler başka bir yıldız sistemine 100 senede ulaşabilir. Ama Friedman, insanları Mars gibi bir yere yelkenle göndermenin çok uzun süreceğini ve onları çok fazla radyasyona maruz bırakacağını söyledi. Uzay aracını hafif tutmak için bir tür kozmik uçurtmaya benzeyecek taşıt 200 sene sonraki teknolojimizle bile ancak ya robotları ya da sadece kromozomlarımızın kopyalandığı bir çipi taşıyabilecek. Prensipte, güneş yelkenleri normal yelkenlerin yaptığı her şeyi yapabilir. Örneğin rüzgâra göre yön değiştirebilir. Diğer uzay araçlarının aksine, güneşin çekimini dengeleyerek havada asılı kalmak için güneş basıncı kullanan güneş yelkeni, yerçekimine karşı koyan bir makine görevi görebilir. Ve elbette tonlarca roket yakıtı taşıması gerekmez. Bunlar uzun vadede gerçekleşecek hayaller.

Devamı...>>

Kuşadası Astronomi Öğretimi Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

Geçtiğimiz ay Kuşadası'nda Rahime Bilici İlköğretim Okulu, İlçe Milli Müdürlüğünü ve Kuşadası Beledeyesi'ni de yanına alarak bir sempozyum düzenledi. Sempozyumda ülkemizdeki Astronomi Öğretimi genel hatlarıyla tartışıldı. Sempozyuma ilişkin raporda yayınlandı. Biz de bu sayfadan raporun yayınlanmasının uygun olacağını düşündük. İşte sempozyum raporu:

İLK VE ORTAÖĞRETİMDE ASTRONOMİ EĞİTİMİNİN YAYGINLAŞTIRILMASI SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), Galileo Galilei'nin teleskopla yaptığı ilk gökyüzü gözleminin 400. yıldönümü olması sebebiyle 2009 yılını Dünya Astronomi Yılı (DAY2009) ilan etti. UNESCO bu çağrıya ortak oldu ve Birleşmiş Milletler 2007 yılı sonunda aldığı kararla DAY2009’u kabul etti ve ülkelere bu doğrultuda çağrı yaptı.

2009 Dünya Astronomi Yılı tüm dünyada kapsamlı etkinlikler ile kutlanmaktadır. Bu bağlamda, Astronomi bilimindeki gelişmelerin paylaşılması yoluyla toplumun genelinde bilimsel bilincin geliştirilmesi, bilim eğitiminin iyileştirilmesi ve desteklenmesi, gökyüzüne ve dolayısıyla doğaya olan ilginin ve merakın arttırılması ve bilim insanları arasındaki cinsiyet dengesinin teşvik edilmesi, DAY2009’un en önemli amaçlarını oluşturuyor.

Ülkemizdeki DAY2009 etkinliklerini Türk Astronomi Derneği koordine ediyor. Bu etkinliklerden biri olarak, 24–25 Ekim 2009 tarihleri arasında Rahime Bilici İlköğretim Okulu tarafından Kuşadası’nda, Kaymakamlık, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Belediye’nin katkılarıyla, değişik il ve ilçelerden Fizik, Matematik, Fen ve Teknoloji öğretmenleri ve Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İstanbul Kültür Üniversitesi, Türk Astronomi Derneği ve TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinden gelen Öğretim Üyelerinin katılımıyla “İlk ve Ortaöğretimde Astronomi Eğitiminin Yaygınlaştırılması Sempozyumu” gerçekleştirilmiştir.

Bu sempozyumda, Fen Bilimleri derslerinde yer alan Astronomi konularının ve seçmeli Astronomi dersi konularının doğru bilgilerle daha bilinçli ve uygulamalı anlatımını sağlamak, bu konuda yaşanan sorunları belirlemek, çözüm önerileri getirmek ve ortak bilgi paylaşım ağı oluşturmak temel amaç olmuştur.

Ülkemizde Amatör Gökbilimin hızla yayılıyor olması, öğretmenlerin buna öncülük etmesi, bilimsel bilincin arttırılması, bilime ilgi duyma ve bilimi sevme adına sevindirici gelişmelerdir. BM ve UNESCO’nun bilimi sevdirme ve yayma konusunda gökbilimi araç olarak kullanması, SBS ve ÖSS sınavlarında gökbilim sorularına yer verilmeye başlanması, Astronomi ve Gökbilim eğitiminin önemini artırmıştır. Bunun sonucunda birçok okulda, seçmeli Astronomi dersleri okutulmaya başlanmış, okullarda astronomi toplulukları–kulüpleri kurulması artmıştır.

Bu gelişmeler ışığında hazırlanan “İlk ve Ortaöğretimde Astronomi Eğitiminin Yaygınlaştırılması Sempozyumu”nun konuları aşağıdaki gibi belirlenmiş ve uygulanmıştır.

• İlk ve Orta Öğretimde günümüzdeki ders içeriklerinde Astronomi konularının yeri, işlenişi ve uygulamadaki sorunlar,
• Orta öğretimde seçmeli "Astronomi ve Uzay Bilimleri" dersi içeriğinin tanıtılması,
• Ülkemizdeki astronomi çalışmaları kapsamında Bölüm ve Gözlemevlerinin tanıtılması ve yapılan çalışmalar,
• Güneş Sistemimizi ve Evreni tanımaya yönelik sunumlar,
• Teleskoplarla gökyüzü gözlemi.(Galileo Gecesi kapsamında halka yönelik olarak)
• Basit teleskop yapım teknikleri.
• Amatör astronomların çalışmaları.

İki gün süren sempozyumda akademisyenlerin sunumları yanı sıra öğretmenlerin bu konularda karşılaştıkları sorunları, eksiklikleri ve beklentilerini dile getirdikleri özel söyleşi ve paneller de gerçekleştirilmiştir.

Sempozyum sonunda ortaya çıkan saptama, görüş ve öneriler aşağıya sıralanmıştır.

• Fizik dersi içinde genel olarak tüm konuların işlenişinde Astronomi ile bağlantı kurulabileceği, evrendeki cisimlerin yeryüzünde kurulamayacak birer fizik laboratuarı olduğu gözardı edilmemelidir.

• İlköğretimde astronomi konuları Fen ve Teknoloji dersleri içine 7. sınıfa kadar yayılmıştır.
Ortaöğretimde ise, 11. sınıf Fizik dersi içinde “Yıldızlardan Yıldızsılara” ünitesi içinde çok yoğun bilgi yüklü olduğu görülmektedir. Aradaki sınıflarda astronomi neredeyse yoktur. Bu önemli bir eksikliktir. Eğitimin sarmallık ilkesine göre Astronomi konuları bu dersler içersinde tüm yıllara yayılmalıdır.

• Çok önemli bir saptama olarak, bu dersleri vermekle yükümlü öğretmenlerimizin astronomi konusundaki bilgilerinin çoğunlukla yetersiz olması ya da hiç olmamasıdır. Öğretmen yetiştiren kurumlarda öğretmenlik formasyonu verilirken astronomi öğretmeye yetecek bilgiler içeren derslerin olmadığı ortadadır. Son yıllarda, bazı üniversitelerde öğretmen adayları için açılan astronomi derslerinin bu konuda yetkin olmayan kişilerce verildiği de belirtilmiştir. Bu sorunun çözümü, Eğitim Fakültelerinde bu tür derslerin açılması, bu dersleri astronomların vermesidir. Görev yapan öğretmenlerimizin bu eksiklikleri de MEB’ce hizmet içi eğitim kapsamında üniversitelerden alınacak öğretim üyesi desteği ile kapatılmalıdır.

• Çocukların merak dürtüleri küçük yaşlarda başlar, yapılan etkinliklerde de bu durum açıkça gözlenmektedir. Astronomiye, gökyüzüne küçük yaşta duyulan merak ve ilgi, okullarda bu konulardaki eksiklikler nedeniyle daha sonra azalmaktadır. Özellikle ilköğretim öğrencilerine uygulamalı olarak bu konuların işlenmesi, bilimin sevilmesini, temel bilimlere yönelme ve ilginin artmasını sağlayacaktır. Geçmişte, Amerika Birleşik Devletlerinde STAR projesi bu amaçla uygulanmış ve çok olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bu amaçla Astronomi kulüpleri kurulması teşvik edilmelidir, okulların teleskop edinmelerine olanak sağlanmalıdır. Evreni doğrudan gözlem yaparak tanımanın vereceği artılar gözardı edilmemelidir.

• Milli Eğitim Bakanlığının web sitesinde, Fen ve Teknoloji dersinin işlenişinde öğretmenlere destek olarak önerilen (skoool.meb.gov.tr gibi) bazı sayfalarında, bir kitap yazım kılavuzunda kaynak gösterilen bazı web sitelerinde, astronomi konularında ciddi yanlışlar yapıldığı gözlenmiştir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu tür durumların denetlenmesi, eksiklerin giderilmesi için üniversitelerimizin astronomi bölümü öğretim üyelerinden yararlanılmalıdır.

• İlk ve ortaöğretimde, genel olarak halk arasında, en çok merak edilen konular astronomi konuları ve evrendir. Disiplinlerarası bir bilim olan astronominin temel bilimleri tabana yaymada çok etkili olduğu bir gerçektir. İlköğretim çağı çocuklarının en çok ilgi duyduğu ve en çok soru sorduğu bilim dalı astronomi ve gök olayları olması bu bilim dalının çocuklar için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Buna göre, Astronomi hem ilköğretim hem ortaöğretim düzeyinde okul ders içeriklerinin bir parçası olması gerekmektedir. Bu konuda Uluslararası Astronomi Birliği’nin kararlarına vurgu yapılarak, özellikle ilköğretim 1.kademede her sınıf seviyesine uygun haftalık ders programına 1 saat astronomi dersi yerleştirilmesi yararlı olacaktır.

• Seçmeli Astronomi ve Uzay Bilimleri dersinin yeni ders içeriklerinin tanıtılması sürecinde özellikle üniversitelerin Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümlerinden yararlanılmalıdır. Bu amaçla yapılacak hizmet içi eğitim seminerlerine mutlaka akademisyen astronomlar davet edilmelidir. Mevcut görev yapan öğretmenler arasında bu dersi verecek öğretmenlerin gönüllü olmaları daha doğru olacaktır. Buna olumsuz bir örnek olarak, Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce Ağustos 2009 da Mersin’de yapılması planlanan, ancak yeterli başvuru olmadığı gerekçesiyle iptal edildiğini öğrendiğimiz 692 sıra nolu Astronomi ve Uzay Bilimi Dersi Öğretim Programlarını Tanıtma Semineri’nde olduğu gibi pilot okullardan öğretmen seçme yerine ülkenin her yerinden gönüllü olacak öğretmenlerin belirlenmesi daha doğru olacaktır.

• Bilim farkındalığını sağlamak öğretmenlerimizin görevi olmalıdır. Bu amaca hizmet edecek en geniş ve en uygun bilim dalının disiplinlerarası bir Temel Bilim olan Astronomi olduğu gerçeğinden yola çıkarak tüm okullarımızda Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilgiler, Fizik, Matematik ve Coğrafya öğretmenlerinin ilgili müfredat konularını işlerken Astronomi ile bağlantı kurmaları, gökyüzü gözlemlerine katılmaları önerilmeli, teşvik edilmelidir. BM ve UNESCO programlarında (DAY 2009 programları ve uygulamaları)bu yönde önerileri bulunmaktadır.

• Özellikle 2009 Dünya Astronomi yılı olması nedeniyle yapılan etkinliklere okulların ve öğrencilerin katılması, katkıda bulunması konusunda “Milli Eğitim’den izin alınması “ sorunu çok fazla yaşanmıştır. Özellikle Üniversitelerin, Türk Astronomi Derneği gibi akademik kurumların yaptığı ve desteklediği etkinliklere öğretmenlerin katılımı konusunda genel bir izin tüm okullara yazılmalı ve bu tür etkinliklere katılım, katkı ve düzenleme konuları teşvik edilmelidir.

• Türk Astronomi Derneği tarafından yürütülmekte olan, öğretmenlerin eğitimine yönelik toplantı, sempozyum, iletişim ağları, eğitim seminerleri gibi küresel etkinliklerden oluşan “Galileo Öğretmen Eğitim Programı” Milli Eğitim Banklığımızca desteklenerek projenin daha hızlı ve etkin sonuç vermesine katkı sağlanmalıdır.

• Seçmeli Astronomi ve Uzay Bilimleri derslerinin birçok okulda seçilmesine karşılık bu derslere giren öğretmenlerin Astronomi anlatmak yerine Fizik ya da Matematik konuları işledikleri bilinmektedir. Bunda öğretmenlerimizin astronomi bilgi eksikliği de etken olmaktadır. Okullarımızın sadece SBS veya YGS-LYS ye öğrenci hazırlayan kurumlar olmamalıdır. Öğrencilerin en büyük doğal laboratuar ortamı olan gökyüzü ve uzay konularında bilgi eksiklerinin giderilmesi anlamında, bu derste müfredata uygun olarak sadece Astronomi konuları işlenmelidir.

• Okullar, Astronomi konularında uygulama yapmaları, bilimin-bilimsel çalışmaların nasıl yapıldığını yerinde görmeleri, gözlem yapabilmeleri açısından yakın bölgelerdeki (Ege Üniv., Ankara Üniv., İstanbul Üniv., Çanakkale 18 Mart Üniv., Samsun 19 Mayıs Üniv. ,ODTÜ, Kayseri Erciyes Üniv., TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi, Denizli Nalân Kaynak Anadolu Lisesi gibi devlet lisesi yanısıra birçok özel okulda kurulu olan ) “Gözlemevlerine” geziler düzenlemeli, Milli Eğitim İl Müdürlükleri bu tür etkinlikleri teşvik etmeli, izin vermelidir.

• Kentlerimizin modernleşme adına hızla bilinçsiz ışıklandırma yaptıkları görülmektedir. Kullanılmayan, boşa giden enerji olarak tanımlanabilen ışık kirliliğinin sonucu parasal kayıplar da çok büyük olmaktadır. Belediyelerimizin ışık kirliliği yönünden uyarılmasının gerektiği her panelde, konferansta veya sempozyumda dile getirilmektedir. İnsanların gökyüzüne baktıklarında o muhteşem güzelliği ne yazık ki göğü aydınlatan ışıklar yüzünden görülememektedir. Bu olumsuz durumun giderilmesine yönelik olarak toplum bilinci oluşturmak için belediyelerimiz, okullar ve Milli Eğitim Müdürlüklerimiz işbirliği içinde doğru aydınlatma ve tasarruf konulu ortak çalışma yapmaları hem Astronomi adına hem de enerji tasarrufu adına yararlı olacaktır.

• DAY2009 kapsamında ülkemizde yapılan çok sayıda etkinlikte (bkz. www.tad.org.tr www.astronomi2009.org ), özellikle ilköğretim öğrencilerinin, her yaş ve meslek grubundan halkın ilgisi çok büyük olmuştur. Ülkemiz, nitelik ve nicelik olarak yaptığı etkinlikler ile dünya ülkeleri arasında önemli bir yer almaktadır. Bunlara bir örnek olarak; İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından yüzden fazla öğretmen bir araya getirilmiş, bir hafta içinde 15 cm çaplı teleskop aynası ve birer teleskop yaptırılmıştır. Bu teleskoplar, öğretmenler tarafından okullarında kullanılmaktadır. Bu tür etkinlikler sürdürülecektir.

• Özellikle yukarıda sayılan gerekçeler dikkate alınarak uygulamalar ve etkinlikler yapıldığında, toplum bilinci oluştuğunda, bilgi eksikliğinden kaynaklanan astroloji, falcılık, kıyamet tellallığı, ufoculuk, büyücülük vb toplumu zehirleyen olumsuzluklar ortadan kalkacaktır. Bu da önemli bir sonuç olarak gözardı edilmemelidir.

Sempozyum Sonuç Bildirgesini Hazırlayanlar:

Prof.Dr. Dursun KOÇER-- İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü
Prof.Dr. Ethem DERMAN-- Ankara Üniv. Astronomi ve Uzay Bilimleri Böl. Bşk.
Prof.Dr. Serdar EVREN-- Ege Üniv. Astronomi ve Uzay Bil. Böl. Bşk.
Prof.Dr. Zeki ASLAN-- İstanbul Kültür Üniversitesi Fizik Bölümü
Prof.Dr. Zeynel TUNCA-- Ege Üniv. Gözlemevi Uyg. ve Araşt. Merk. Müd.
Mert KOÇER-- Fen ve Teknoloji Öğretmeni
Pelin ÖZTÜRK-- Matematik-Astronomi Öğretmeni
Tahsin DEMİRCİLER-- Fizik Öğretmeni
Ümit Fuat ÖZYAR-- Fizik Öğretmeni
Vesile DEĞERLİER-- Fen ve Teknoloji Öğretmeni

Devamı...>>

Evrendeki Bilinen En Uzak Nesne

Merkezdeki kırmızı nokta GRB-090423'ü gösteriyor.

Gökbilimciler Ulusal Bilim Vakfı Radyo Teleskobunu kullanarak (VLA) çok uzaklardaki nesneler hakkında ve dolayısıyla da evrenin oluşumu hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Gama ışını parlaması (GRB) olarak bilinen olay aslında devasa bir yıldız patlamasıdır.

23 Nisan'da Dünya'dan 13 milyar ışık yılı uzaklıktaki bir patlamayı NASA'nın Swift uydusu saptamıştı. Bu uzayda bilinen en uzak nokta olarak kayıtlara geçti. Çünkü söz konusu patlamayı oluşturan nesne evren henüz 630 milyon yıl yaşındayken oluşmuş. Bu da evrenin şu anki yaşının dörtte biri zamanına denk geliyor.

Ulusal Radyo Gözlemevi'nden Dale Frail: "Bu patlama ile evrenin erken dönemine ilişkin kanıtlar elde ediliyor ve o zamandan bu zamana evrenin yapısında köklü değişiklikler olduğu ortaya çıkıyor. Geçmiş dönemde oluşan yıldız ve ilk gökadalarla başlayan değişimler devam ediyor. Görülen patlama eski bir nesnenin patlamasıdır " diyor.
VLA-Çok Büyük Anten Dizisi

Tüm dünyadaki gökbilimciler GRB-090423 (GRB, gama ışını patlamasıdır. Yandaki rakamlar ise patlamanın keşfedildiği tarihi yıl/ay/gün olarak belirler) keşfedildiğinden bu yana verileri incelemekle uğraşıyorlar. VLA, ilk günkü keşfin ardından geçen birinci haftanın sonunda nesneden gelen radyo dalgalarını kaydetti. Ancak bu kayıtlardan iki ay sonra nesne birden gözden kayboldu.

Bilim insanları patlamanın yüksek enerji içerdiğini ve küresel boyutta bir patlama yapan orta boy bir yıldızın çevresini saran ve genişleyen homojen ince bir gazın oluştuğunu belirledi.

Gökbilimcilere göre evrenin ilk zamanlarında oluşan yıldızlar günümüz yıldızlarından daha farkıydı. Daha parlak, daha büyük ve daha sıcaktılar. Bu bilgiyi test etmek için ancak GRB-090423 gibi çok uzaklardaki parlamalarla gerçekleşebiliyor.

2012'de tamamlanması planlanan ALMA (Atacama Büyük Milimetrik ve Milimetre altı Anten dizisi) ve ELMA (Genişletilmiş Çok Büyük Anten dizisi) ile bu tür patlamalar daha yoğun bir şekilde incelenebilecek.

Kaynak: Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi

Devamı...>>

Avcı Göktaşı Yağmuru Bugün

Bugün gece Avcı (Orion) Takımyıldızı'nın doğuşuyla birlikte göktaşı yağmuru da başlayacak. Dünya bir süredir Halley Kuyrukluyıldızının kalıntılarını bıraktığı bölgenin içinde bulunuyordu ve bugün bu bölgenin en yoğun olduğu alandan geçecek. Bölgeden geçerken saatte 20 dolayında göktaşı dünya atmosferinde yanarak "yıldız kayması" görünmesini sağlayacak. Havanın açık olduğu yerlerde bir miktar uykusuzluğa değer. Göktaşı yağmuru gece 23:00'dan sonra doğu ufku üğzerinden doğacak olan Avcı Takımyıldızı ile başlayacak ve Güneş doğana kadar güzel bir gökyüzü keyfi verecektir.

Halley kuyrukluyıldızının kalıntıları dünya atmosferine saatte 200 bin km dolayındaki bir hızla çarpacak. Avcı Göktaşı yağmuru yılın seyre değer en iyi göktaşı yağmurları arasında gösteriliyor. Aşağıdaki şemada Orion takımyıldızının hemen üstünde sarı ile yazılı Radiant, yağmurun merkezini göstermekte.


Devamı...>>

Herschel'den Bir Bölgenin Detaylı Görüntüsü

Herschel’in performansını ölçmek için yapılan testler sonucunda Samanyolu’nun bir bölgesinin daha önce görülmemiş detayları ortaya çıkarıldı. SPIRE/PACS fotometreleriyle gökada merkezine 60 derece yakınlıktaki bir alanda 2x2 derecelik alan içindeki takımyıldızların görüntüsü alındı. Bölgede görüş alanı içinde yoğun molekül bulutları göze çarpıyor. Daha önceki kızılötesi araçlarından farklı olarak Herschel, SPIRE ve PACS araçlarıyla alandaki yeni yıldız oluşumları da bulunabiliyor. Ortaya çıkan görüntülerle, gökada düzlemindeki soğuk yapının önceden bilinemez ölçüde son derece zengin molekülleri barındırdığı görülüyor.

Aşağıda, sağdaki görüntü PACS ve soldaki görüntü SPIRE aracı ile alınmıştır. (Fotoğraflar: ESA/Herschel)



Yıldızlararası ortamdaki moleküller yoğunlaşarak yeni yıldızlar oluşturma eğilimine girmiş gibi görünmektedir. Gözlemler ile bu soğuk yapının içeriği, sıcaklığı, kütlesi gibi değerler ile yeni bir yıldız oluşturmak için çöken bir yapının olup olmadığı bulunabilecek. Herschel ile gökbilimciler yıldız oluşumları, Samanyolu ve yakın gökadalardaki yıldızlararası ortamdaki madde hakkında bilgi edinebilecekler.
Herschel, gelişmiş fotometresi, görüntüleme ve geniş bir alanı haritalayabilen tayf ölçeriyle çok yönlü bir gözlemevi gibidir. SPIRE/PACS paralel modu, Herschel’in en güçlü ve etkili gözlemsel araçlarından biridir. SPIRE ve PACS kameraları uzayı, aynı anda düzenli olarak taramaktadır. Herschel’in ömrünü uzatan helyum soğutucusu sayesinde de teleskop farklı araçlarını kullanarak farklı dalga boylarında aynı bölgeyi inceleyebilmektedir.

Kaynak: ESA-Herschel

Devamı...>>

Haumea’da Organik Bileşik Kuşkusu


Cüce gezegen Haumea’da çeşitli mineraller ve organik bileşik varlığı tespit edildi. Haumea çok küçük olduğundan ancak büyük teleskoplarla yolladığı ışığa bakılarak inceleme yapılabildi. Cüce gezegenin dönerken ışığındaki değişiklikler ölçüldü. Küçük ancak düzenli olarak kızılötesi dalga boyunda mavi ışığın göründüğü belirlendi. Bu karanlık nokta gökcisminin aldığı bir darbeden de görülebileceği biliniyor. Haumea Neptün’ün ötesindeki Kuiper Kuşağı’nda yer alıyor ve buzdan bir cüce gezegen. Bölgede bilinen Eris, Plüton ve Makemake'den sonraki dördüncü cüce gezegen.

Alınan ışık eğrilerinde iki farklı maksimum olduğunu belirleyen Belfast Üniversitesi’nden Dr. Pedro Lacerda bunun yüzeyde farklı bir bölgeyi gösterdiğini düşünüyor.




Eğrideki değişimi açıklayan yorumlardan biri de bu bölgenin mineral ve organik bileşikleri içerdiğiyle ilgilidir. Haumea’nın şaşırtan bir başka özelliği de dolanım süresidir. Haumea 3,9 saatlik dolanım süresiyle bu alanda bir rekorun sahibi. Ancak bu dönme hızı cismin yapısını bozmuş ve dairesel yapıdan eliptik bir yapıda olmasını sağlamıştır. Haumea 1000 km, 1600 km ve 2000 km’lik ebatlarıyla küresel bir yapıda değildir. Haumea’nın milyonlarca yıl önce aldığı bir darbe nedeniyle bu bölgeye geldiği düşünülüyor. Dönüş hızı ve şekli nedeniyle Haumea, Güneş ışığını da değişik parlaklılarda yansıtır. Yoğunluğu suyun yoğunluğunun 2,5 katıdır.

Elde edilen yeni bilgiler ve bu bilgilere karşı yapılan yorumların doğrulanması için 2010 yılını bekleyeceğiz. 2010 yılında ESA’nın Güney Amerika Birimi olan ESO yeni büyük bir teleskobu kullanıma açacak. Ancak o tarihten sonra cüce gezegenin yüzeyindeki kimyasal yapı hakkında net fikir elde edinilecek.

Kaynak: Universe Today

Devamı...>>