Samanyolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Samanyolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gaia'yı Tanıyalım



Prof. Dr. Ethem Derman hocamın yine akıcı bir dille aktardığı başka bir yazı: ESA'nın Gaia uydusu hakkında.

Uzaya tahmin edemeyeceğiniz sayıda yüzlerce askeri veya bilimsel uydu atılıyor. Bunların hepsini tanıyalım dersek evin yolunu bulamayız ve siz de sıkılırsınız. İşte GAIA böyle bir araç değil, gökbilime büyük yararları olacak bir uzay teleskobu. Nasıl Kepler uydusunu son 4-5 yılda çok dile getirdiysek GAIA da öyle bir uzay teleskobu. Araştırdım ama bulamadım, neredeyse son 7-8 yıldır atılması beklenen bu teleskop sürekli olarak teknolojinin gelişmesi sonucu üzerindeki tüm aletler 2-3 kez değiştirildi ve nihayet 19 Aralık 2013 tarihinde uzaya gönderildi.



Aşağıda uzun uzun anlatacağım bu uzay teleskobunu sıkılırsanız burada bırakabilirsiniz. GAIA adı nereden geliyor derseniz her zamanki gibi ingilizce bir kısaltma. Global Astrometric Interferometer for Astrophysics sözcüklerinin baş herflerinden kaynaklanıyor. Ama böyle önemli bir bilimsel deneye isim verirken bunun bir de mitolojik öyküsü vardır. Eski Yunan mitolojisinde evrenin oluşumu sırasındaki kaos zamanında ortaya çıkmış dünyanın ana tanrıçasıdır.

Gökyüzünde gördüğümüz tüm cisimlerin koordinatlarını hesap etmek kolaydır çünkü gök küre üzerinde izdüşümleri bize enlem ve boylam gibi iki sayı ile saptayabiliriz. Bu iki boyutlu katolglamanın zayıf yönü uzaklıklarının bilinmemesidir. Eğer uzaklığı da bilirsek yıldızların üç boyutlu haritasını çıkarabiliriz. Dünya Güneşin çevresinde dolanırken yaklaşık altı aylık aralarla yapılan gözlemler onun koordinatlarını değiştiğini gösterir. İşte bu değişimden hareketle yıldızların uzaklığını ölçeriz, elde dilen ölçüme paralaks denir.



Paralaks ölçümü astrofizikte çok önemlidir. Örneğin renk- salt parlaklık dağılımında (H-R diagram) yıldızın yerini bulursak kütlesini bulabiliriz. Burada salt parlaklık ise yıldızın görünen parlaklığı ve uzaklığına bağlıdır. Dolayısıyla çift yıldızlar hariç, uzaklığını bilemezsek yıldızın kütlesini bulamayız. Yıldızların diğer parametreleri de (yarıçapları, metal miktarı, yüzey çekim ivmesi) uzaklığın bir fonksiyonudur. O nedenle gökadamızdaki yıldızları anlayabilmemiz için onların uzaklığını bilmemiz gerekir. Yıldızların gökyüzündeki konumlarını ve uzaklıklarını çalışan bilim dalına ASTROMETRİ olarak bilinir.



1990’ların ilk yıllarında Avrupa Uzay Ajansı (ESA) astrometrinin babası sayılan Hipparcos adını verdiği uzay teleskobunu yörüngeye yerleştirdi. Hipparcos tam 100 000 yıldızın paralaksını ölçtü. Bu ölçümler bizden 300 ışık yılı (IY) uzaklıktaki tüm yıldızların ve 3000 IY içindeki parlak yıldızların uzaklığını ölçmemizi sağladı. Gökadamızda 300 milyar yıldız olduğunu düşünürsek 100 000 yıldızın pek bir şey ifade etmeyeceğini anlarız. Buna karşın Hipparcos verileri gökbilimciler tarafından 1600 kez kullanıldı, bilim dünyasında bu rakam önemlidir.



Bu 20 yıl önceki teknoloji ile ulaşılan sonuç bugün çok daha iyisi yapılabilirdi. İşte bu nedenle uzun zamandır üzerinde çalışılan GAIA nihayet uzaya fırlatıldı. GAIA 5 yıl boyunca 1 milyardan fazla yıldızın koordinatlarını 70 kez ölçecek. Bu ölçümler yakın yıldızların uzaklığını binde bir duyarlılıkla, 30 000 IY uzaklıktaki yıldızların ise yüzde on duyarlılıkla elde edecek. Bir anlamda gökada merkezine kadar ollan yıldızların uzaklıklarını bulmuş olacağız.

GAIA uydusunun bir başka önemi bol miktarda ötegezegen bulacak. Gökbilimcilerin bir çok yöntemi vardır ötegezegen bulmak için, örneğin Kepler gezegen yıldızının önünden geçerken gözleyip ötegezegeni saptıyordu, buna geçiş yöntemi denir. Yöntemlerden biri de astrometrik yöntemdir. Eğer bir yıldızın Jüpiter büyüklüğünde bir gezegeni varsa o yıldızın kütle merkezi çevresinde bir hareketi vardır. İşte bu hareketi sonucu uzayda konum değiştirir. GAIA çok duyarlı konum ölçeceği için o ötegezegenleri saptayacak. Bugüne kadar astrometrik yöntemle bulana ötegezegen yok, başka yöntemle bulunan 1-2 ötegezegen bu yöntem kullanılarak onaylanmıştır. GAIA’nın yaklaşık 2 500 ötegezegen bulacağı yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya çıkmıştır.



GAIA öyle büyük bir teleskoba sahip değil. İlginç bir tasarımı olan iki teleskoptan oluşuyor. Her teleskop farklı şekil ve boyutta 10 aynadan oluşuyor ve gökyüzü ışığını odaklayarak bilimsel aletler üzerine düşürüyor. Dikdörtgen şeklindeki bu teleskopların yüzeyi sadece 0.7 m2. Teleskoplar küçük ama yer atmosferinin üstünde olacağı için duyarlı gözlem yapacak. 5 yılın saonunda gönderdiği veri miktarı 1 milyon GB veya bir başka deyişle 200 000 DVD’yi dolduracak kadar.



Uzaya yerleştirildikten 20 gün sonra son roketi ateşlenecek ve güneşin tam ters yönünde bulunan L2 noktasına yerleşecek. Daha önce bu noktaya Herschel, Planck ve WMAP gib bilimsel gözlemevleri yerleştirilmişti. Gelecekte WEBB uzay teleskobu da bu noktaya yerleştirilecek. Bu Lagrange noktasının önemi GAIA dünyanın çevresinde dönmeyecek, yer güneş çevresinde dolanırkaen güneşe göre konumunu sürekli koruyacak.



Yaklaşık 2000 yıl önce ülkemizde İznik kentinde doğan ve bir çok astronomi çalışması yapan Hipparkos, bunların yanında trigonometriyi buldu. Güneş ve Ay’ın uzaklığı üzerine de çalışan Hipparkos bunun yanında ilk astrometrik çalışmaları yaapmış ve 850 yıldız barındıran bir de katalog yayınlamıştır. Daha sonra Rodos adasında ölen tarihin bu değerli bilim insanının adı ESA tarafında dilden düşürülmüyor ama biz ne kadar tanıyoruz. Aslında ESA’yı bile tanımıyoruz ama bu da başka bir yazının konusu.

Prof. Dr. Ethem Derman

Devamı...>>

Gökadanın da Yamyamı Olur mu?

Ethem Derman hocamızın hazırladığı 3. yazı başka bir gökadadan Samanyolu'na katılan ve gezegeni olduğu belirlenen yıldız ve yıldız akıntılarıyla ilgili.

Geçenlerde güzel bir bilimsel haber vardı. Bu haber ile ilgili başlıklar ise şöyleydi; “İlk Defa Başka Bir Galakside Bir Gezegen Keşfedildi” veya “Samanyolu Dışında Gezegen Keşfedildi”. Haberin içeriğini okuduğunuzda ise bulunan gezegenin bizim Samanyolu'nun içindeki bir yıldızın çevresinde döndüğünü anlıyorsunuz. Daha ileri gittiğinizde ise bu yıldızın başka bir gökadada oluştuğunu, daha sonra o gökada ile Samanyolu'nun çarpışması sonucu yıldız artık bizim gökadamızın üyesi oluyor. Neden bu yıldızı yemiş bizim Samanyolu da ona yamyam diyorlar? Peki Samanyolu kaç tane gökada ile çarpışmış olabilir, gökbilimciler bunu nasıl anlıyorlar, merak etmediniz mi? Önce konuya uzun bir giriş yapalım.

Çarpışan gökadalara çok güzel bir örnek.

Gözlenebilir evrende 170 milyar gökada olduğu istatistik olarak ortaya konuluyor. Gökadaların çoğunun çapı 3000 ila 300 000 ışık yılı (IY) arasında ve birbirlerinden milyonlarca IY uzaklıkta. Gökadalar arasındaki uzayda, yoğunluğu bir metreküpte bir atomdan az olcak şekilde çok ince bir gaz var. Gökadaların büyük çoğunluğu kümeler halinde bulunuyor, daha büyük gruplar ise süperküme olarak bilinir. Süperküme gökadalar şimdilik konumuzun dışında. Konumuzun dışında olan diğer bir olgu ise bu gökadaların kütlelerinin %90'nın kara madde olması.

Gökyüzünde gördüğümüz ve Samanyolu adını verdiğimiz parlak kuşağın çok sayıda yıldızdan oluştuğunu tarih de İbn-i Heysem (965 - 1040) ve El-Biruni (973 – 1051) gibi bilim insanları söylemişlerse de Galileo teleskobu ile bunu kanıtlamıştır. Bugün biliyoruz ki gökyüzünde gördüğümüz tüm yıldızlar Samanyolu gökadasının birer üyesi. İçinde yaklaşık olarak 200 milyardan fazla yıldız barındıran bu gökada spiral yapıdadır ve ekseni çevresinde dönme hızı saniyede 250 km'dir. Samanyolu saniyede yaklaşık 600 km hızla Suyılanı takımyıldızı doğrultusunda hareket etmektedir. Bu hızı düşündüğümüzde Dünyamızın günde 52 milyon km yol katettiğini anlarız. Ne denli hızlı giden bir uzay arazının üzerindeyiz bir düşünsenize. Güneş sistemimiz, çapı 100 bin IY olan Samanyolu'nun merkezinden 28 bin IY uzaklıktadır.

“Yerel Grup” adı verilen gökada kümesi, içinde bizim Samanyolunu barındıran kümedir. Bu küme yaklaşık 30 gökada barındırır ve kütle merkezi Samanyolu ile Andromeda gökadası arasındadır. Grubun diğer üyeleri bu iki gökadadan oluşan alt grupdan çekimsel olarak ayrılırlar. Kümenin çapı yaklaşık 10 milyon IY'dır. Toplam kütlesi 1.29 trilyon Güneş kütlesidir. Yerel grup, Virgo süper gökada kümesinin bir üyesidir. Bu grup içinde kütlesi en büyük olan iki gökada Samanyolu ve Andromeda'dır ve her ikisi de spiral yapıdadır. Her iki gökadanın da uydu gökadaları vardır aynı Jüpiter'in uyduları olduğu gibi. Samanyolu'nun uydu gökadaları Çizelge 1'de görülmekedir. Bu çizelgeye baktığımızda 14 tane uydu gökadası olduğunu görüyoruz, henüz gözlenmiş ama tüm gökbilimcilerden onay almamış 10 tane daha var üstelik.

Çizelge 1. Samanyolu'nun çevresindeki uydu gökadaların listesi


Bu kadar girişten sonra son olarak cüce gökadanın tanımına bakalım. 30 milyardan daha az yıldız barındıran gökadalara cüce diyoruz. Nedeni ise normal gökadalar çok daha fazla yıldız içerir, örneğin bizim gökadamız en az 200 milyar yıldıza sahip. Cüce gökadalar içinde en iyi örnek 30 milyar yıldız barındıran Büyük Magellan Bulutudur. Ne yazık ki sadece güney yarımkürede yaşayanlar bu güzel uydu gökadayı görebiliyorlar, bizler değil.

Bir gökada kümesi içinde hareket eden gökadalar birbirleri ile çarpışabilirler veya çekimsel olarak etkileşirler. Bu etkileşim sırasında yollarına devam edecek momentumları olmazsa çarpışma gerçekleşir. Bugün evrende bol miktarda çarpışan gökada görüntüleri olduğu için de astrofiziğin sıcak konularından biridir. Bu durum gökadaların evriminde çok önemli süreç olduğu bugün anlaşılmaktadır. Gökadaların oluşumu ve evrimi diğer yandan yıldız oluşumu ile yakından ilgilidir. İki büyük gökada çarpıştığında genellikle eliptik bir gökada haline geliyor ama en önemlisi birleşmiş gökada içinde yıldız oluşum süreci birdenbire ivmeleniyor. Bu tür çarpışmaların oranı şu anda 100 gökadada 3-4 iken evrenin ilk oluştuğu zamanlanda bu oran çok daha yüksekti.

Çizelge 2. Samanyolu içinden geçen yıldız akıntılarının listesi.(Büyütmek için üzerine tıklayın.)


İkinci bir çarpışma da büyük bir gökadanın cüce gökadalar ile çarpışmasıdır. Bu durumda büyük gökada şeklini falan değiştirmez, çarpışan cüce gökadanın yıldızlarını asimile eder, yani özelliklerini değiştirerek kendi yıldızlarına benzetir. İşte o zaman diyoruz ki bu büyük gökada cücenin yıldızlarını yer yani yamyamlık yapar. Yamyam gökada kavramı buradan geliyor. Peki bizim gökadamız yamyam mı? Hem de bildiğimiz en iyisi, daha doğrusu onun içinde yaşadığımız için bunu çok iyi biliyoruz. Gökbilimciler bunu nasıl anlıyor? Şu anda bol şekilde robotik teleskoplar var, tüm gökyüzünün çeşitli süzgeçler ile fotoğrafını çekiyorlar ve gökbilimciler bunları inceliyorlar. Bir grup yıldızın uzay hızlarını incelediklerinde onların Samanyolu yıldızları gibi hareket etmediklerini görüyorlar. Konuya ayrıntılı eğildiklerinde bir şerit halinde Samanyolu gökadasının düzlemine dik doğrultuda hareket ettikleri ortaya çıkıyor. İşte bunlara yıldız akıntıları adı verilmiştir. Bir cüce gökadanın yıldızları Samanyolu gökadasının çekim kuvveti ile dağılmış ve onları yine gökada merkezi çevresinede bir yörüngeye oturmuş halini gözlüyoruz. Daha sonra bu yabancıdan gelen yıldızların Samanyolunun yıldızları gibi davranacağını biliyoruz. Gökbilimciler büyük gökadaların çevrelerindeki cüce gökadaları yutarak büyüdüklerine inanıyorlar. Bu süreç evrenin ilk zamanlarında çok daha hızlıydı.

Yıldız akıntılarının Samanyolundaki yörüngeleri.



Çizelge 2'de bugüne kadar saptanan yıldız akıntılarının adları ve özellikleri görülmektedir. Şu anda Samanyolu ile Büyük ve Küçük Magellan bulutları arasında yamyamlık sürüyor. Bu cüce gökadalardan hidrojen gazı yay şeklinde Samanyoluna akmakta ve bu durum gözlemsel olarak kanıtlanmaktadır. Uzun zamandır devam eden bu akıntı sonucu çok yakın gelecekte bu bulutların yıldızları da Samanyoluna akmaya başlayacaktır. Yıldız akıntılarını daha iyi anlamak ve Samanyolu çavresindeki yörüngeleri için şekil 2'ye dikkatli bakınız. Bu tür yörüngelerde sadece yutulan cüce gezegenler değil yaşlı küresel kümeler de var. Büyük gökadalar çarpışmalarının en iyi örneği ise şu anda bizden 2.2 milyon IY uzaklıktaki Andromeda gökadasının saatde 400-500 bin km hızla bize yaklaşmakta oluşu, gökbilimcilerin hesaplamalarına göre 3-4 milyar yıl sonra Samanyolu ile çarpışacaklar.

Şerit halinde gözlenen yıldız akımlarının hareket yönlerinin normal yıldızlardan nasıl farklı olduğunu yörüngelerine bakınca anlıyoruz.



İşte haberde geçen HIP 13044 yıldızı ve çevresinde dolanan HIP 13044b gezegeni 1999 yılında bulunan Helmi yıldız akıntısının bir üyesiydi. HIP 13044 yıldızı şu anda varolmayan bir cüce gökadada meydana geldi, oluşurken gezegeni de beraberdi ve daha sonra yamyam Samanyolu bu cüce gökadayı yedi bitirdi ve şimdi artık onun bir yıldızı.

Devamı...>>

Süper Etkili Parçacık İvmelendiricisi

RCW 86'nın iki farklı teleskop ile alınmış birleşik görüntüsü. Resimdeki mavi renk ESO ile kırmızı ise Chandra ile alınmıştır.

Bu görüntü NASA Chandra X-ışın Gözlemevi ve Güney Avrupa Gözlemevinin Çok Geniş Teleskopu ile sağlandı, süpernova RCW 86 kalıntısının kaba dairesinin bir kısmını göstermektedir.

Bu bir patlayan yıldızın kalıntısıdır ve Çinliler tarafından milattan sonra 185 yılında ilk kez gözlendi. RCW 86, bizden 8200 ışık yılı uzaklıktaki Pergel (Circinus) Takım Yıldızında bulunuyor. Resimdeki mavi renk X-ışını dalga boyunu ve kırmızı renk ise görünür dalga boyunu göstermektedir.

Astronomlar bu kalıntı için yaptıkları çalışmalarla süpernova kalıntıları hakkında yeni detaylı bilgiler edindiler.

Samanyolunun süper etkili parçacık ivmelendiricilerinin bu kalıntılarda rolü olduğunu anladılar ayrıca bu bölgede görülen şok dalgalarının parçacık ivmelenmesinde etkin ve bu süreçte harcanan enerji miktarının Dünya'da gözlenen kozmik ışınların sayısına uymakta olduğunu anladılar.

Kaynak: Chandra Gözlemevi Sitesi


Devamı...>>

GAMA IŞINI TELESKOPU FERMİ İLE EVREN HARİTASI OLUŞTURULUYOR


Fermi Gama Işını Uzay Teleskopu
Nasa’nın Fermi Gama Işınları Uzay Teleskopu ile gökbilimciler son 3 aylık veriler ışığı altında görünür evrenin haritasını çıkarıyorlar. Fermi Teleskopu Güneş sisteminden milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki gökadalardan dünyaya ulaşan gama ışınlarını çözümlemeye çalışıyor.

Fermi bize daha önce uzaydan gelen gama ışınlarını çözümleyerek detaylı bilgiler sundu. Şimdi ise Büyük alan teleskopuyla (LAT) daha detaylı veriler elde edilebilecek.
Fermi ile yoğun gama ışınlarının alındığı karadelikleri, uzak gökadaları, pulsarları ve hatta yoğun gökadamızdaki yoğun kümeleri görebiliyoruz.

205 parlak ışınım kaynağı kaydedilerek evren haritasının genişletilmesi asıl görevdir. Bu bilimsel çalışma sonucunda ilk kataloglama bu yıl üretildi.

LAT’ın bütün göğü her 3 saatlik zaman dilimlerine bölüp taradığı görüntüler bilgisayar ekranlarına alınıp bilim insanlarınca incelenmekte.

Gözlerimizle tespit ettiğimizden 150 milyon kat daha fazla görünür ışık kaynağı gözlemlenmektedir LAT’ın ağustos ayından 4 Ekim 2008 tarihine kadar olan gözlemleri birleştirildi.

NASA'nın Fermi gama ışını uzay teleskobunun derin uzay gözleminden elde edilen görüntü. Bu görüntü görünür ışıktan 150 milyon kez daha fazla ışınımı görüntüleyebilen Fermi ile elde edilebiliyor.

Samanyolu Gökadası’nın yeni haritasında da önceden farkedilmemiş yapılar ortaya çıkarıldı. LAT’ın gözlemlerinde gökadamızdaki 5 kaynağın özellikleri çıkarıldı.

Bu beş kaynak ve özellikleri ise;

Güneş: Güneş’teki hareketlilikler bize faydalı veriler sağlamaktadır. Dünya’nın Güneş etrafında dolanması bize gökyüzündeki değişik bölgeleri göstermektedir.
Güneş’ten gelen gama ışınlarının parçacıklarla, gaz ve ışıkla çarpışmalarını Fermi görmektedir.

"Güneş sistemi’ndeki gama-ışını kaynağı Güneş’tir. LAT artan yüksek işaret dalgalanmaları nedeniyle Güneş’te önümüzdeki birkaç yıl içinde hareketlilik beklemekte.

LSI +61 303: 6500 ışık yılı uzaklıktaki Kraliçe (Cassiopeia) takım yıldızının içerisindeki x-ışınlarının toplu olarak alındığı bölgedir. Bu olağandışı sistem sıcak B - tipi yıldız ve nötron yıldızından oluşmaktadır. 26,5 gün boyunca devam eden radyo patlamaları üreten sistemin enerjisi henüz Gökbilimciler tarafından anlaşılamadı.

PSR J1836+5925: Ejderha (Draco) Takımyıldızındaki bu pulsar (kendi etrafında çok hızlı dönen ve etrafa yoğun olarak ışınım saçan nötron yıldızı), Fermi tarafından gama ışınlarının incelenmesiyle keşfedilmiştir.

47 Tucanae: NGC 104 olarak da bilinen yuvarlak kümelenmiş yıldızlar kümesi içerisinde ve bizden 15,000 ışık yılı uzakta güney takımyıldızındaki Tukan (Tucana).

Belirsiz Olanlar: Fermi 30 parlaklıktan fazla gama ışınımı kaynaklarını da gördü. Bu, önceki görevlerde de görülemeyen 0FGL J1813.5 - 1248, Fermi'ın LAT aracı tarafından da görülmekte.

Samanyolu’nun yakınlarındaki Serpens Cauda takımyıldızı hakkında da Gökbilimciler çok fazla bilgiye sahip değiller.

Şili'deki And Dağları'ndan çekilmiş Samanyolu fotoğrafı. Bu fotoğraf Bulutsu sitesinde 4 Ocak 2008 tarihinde günün fotoğrafı olarak yayımlandı.

Gökadamız çevresindeki en büyük 5 Gökada:

NGC 1275: Kahraman A (Perseus A) olarak bilinen gökada aslında Kahraman Gökadası topluluğundan oluşur. Bizden 233 milyon ışık yılı uzaklıktaki gökada yoğun radyo ışınımları yollamakta.

3C.454.3. : Bu gökada aktif bir "blazar" tipidir. Birçok etkin gökada, merkezlerindeki süper kütleli karadelikler tarafından yönetilmektedir. Blazarlar oldukça değişken ve yoğun gama ışınları yollarlar. 454.3 3C de bunlardan biri. Yolladıkları işaret Fermi tarafından algılanır. Sözkonusu gökada bizden 7,2 milyar ışık yılı uzaklıktaki Kanatlıat (Pegasus) takımyıldızında bulunuyor.


Blazar modeli

PKS 1502+106 : Bu blazar 10.1 milyar ışık yılı uzaklıktaki Çoban (Boötes) takımyıldızında bulunuyor. Birdebire ortaya çıkıp 3C 454.3’den bile daha yoğun ışınım yollayan gökada daha sonra gözden kaybolmakta.

PKS 0727-115: Samanyolu’nun bir üyesi gibi görünen bu gökada, aktif bir kuasar gökadasıdır. 9,6 milyar ışık yılı uzaklıktaki Pupa (Puppis) takımyıldızında yer alıyor.

Belirsiz Olanlar: 0FGL J0614.3-3330 Güvercin (Columba) takımyıldızının güneyinde ve büyük bir ihtimalle Samanyolu'nun dışında bulunuyor. 1990’lı yıllarda çalıştırılan NASA'nın Compton Gama Işını Gözlemevi’nde görüldü, ama bu kaynağın yapısı hakkında bir bilgi elde edinilemedi.

NASA'nın Fermi gama-ışın uzay teleskobu, bir astrofizik ve parçacık fiziğine katkılar yapmaktadır. Yapımının büyük bir bölümü ABD tarafından gerçekleştirildi ve Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İsveç'teki bilimsel kurumlar desteklemişleridir.

Kaynak: NASA Fermi Uzay Teleskopu Sayfası

Devamı...>>

Kepler'e 3 Gün Kala


     Evrende yalnız mıyız? İnsanoğlu varolduğundan bu yana bu soruyu hep merak etmiştir. Evrenin bir köşesinde acaba bizim gibi akıllı canlılar var mı? Dünya'dan başka bir gezegende acaba hayat var mı? Bu soruların cevabını bulmak için son birkaç 10 yılda Gökbilim'de oldukça büyük ilerlemeler katedildi. İşte bu gelimelerin sonucunda ortaya çıkan yeni bir teleskop, gözlem aracı Kepler. Kepler ile yeni gezegen avı artarak devam edecek gibi görünüyor.

     Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş etrafında elips bir yörüngede dolandığını ve bunların periyotlarını hesaplayan, Galile ile mektuplaşmış bir gökbilimci. Galile kadar olmasa da Gökbilimciler ve fizikçiler arasında özel bir yeri vardır. İşte onun adını taşıyan Kepler Uzay Teleskopu 7 Mart 2009 günü Türkiye saatiyle 06.00'da Dünya yörüngesindeki konumuna fırlatılacak.

     Bugün tarihiyle 289 yıldıza ait 342 ötegezegen keşfedildi. Bu gezegenlerden kütlesi en küçük olanı Dünya kütlesinin en az 3,3 katı olan MOA-192 b. Hacimsel anlamda en küçük olanı ise geçenlerde keşfedilen COROT Exo-7 b. Exo-7 b'nin çapı Dünya çapının 2 katı kadar. Yani hacmi Dünya hacminin 8 katı kadar. Elimizdeki araçlarla ancak bu kadarını bulabildik. Ama bu yazgı 5 martta Kepler ile bitecek gibi görünüyor.

     Kepler'in öncelikli görevi Dünya benzeri gezegenler bulmak. Yeni Güneş Sistemleri ortaya çıkarmak. Bugün 37 yıldızın en az iki gezegeni olduğunu bilmekteyiz. Kepler ile bu sayı daha da artacak. Daha da önemlisi yaşam alanı içerisinde gezegen arayışında bir devrim yaşanabilir. Şimdiye kadar sadece Gliese 581 c gezegeninde yaşam olma veya oluşabilme olasılığı var ki o da netleşmiş değil.

Kepler'in gözlem yapacağı bölge kareler içerisinde gösterilmiştir.

     Kepler, 3 buçuk yıl boyunca Samanyolu Galaksimizdeki Kuğu-Çalgı (Cygnus-Lyra) Takım yıldızları arasındaki bölgede yaklaşık 100 bin yıldızı inceleyecek. Gezegenleri geçiş yöntemiyle bulmaya çalışacak. Geçiş yönteminde bir yıldızın parlaklığındaki değişim izlenir. Yıldızın önünden bir cisim geçtiğinde parlaklığında bir azalma gözlemlenir. Azalmanın değerine göre yıldızın önünden geçen cismin kütlesi, periyodu hesaplanabilir. Bulduğumuz ötegezegenlerin 56'sı bu yöntemle keşfedilmiştir.

Samanyolu içerisinde Kepler'in gözlem yapacağı alanı gösteren resim


Devamı...>>

Samanyolu Gökadasının Özellikleri Değişiyor

Elinizde fotoğraf makinesi ile içinde bulunduğunuz binanın dışarıdan fotoğrafını çekemezsiniz, ancak bir tahminde bulunabilirsiniz. Fakat gökbilimciler her olanağı kullanmakta hünerli oldukları için çeşitli yöntemler deneyerek içinde bulunduğumuz Samanayolu'nun haritasını çıkarmışlardı. Fakat gelişen yeni teknoloji ile yapılan bazı gözlemler ile daha gerçek görüntüsünü elde etme konusunda da çalışmalar devam etmektedir. 2-3 yıl önce yapılan bir çalışma ile gökadamızın içindeki yıldız sayısının miktarı değişti. Daha önce 100 milyar yıldız olduğu istatistik yöntemlerle biliniyordu fakat son çalışma küçük kütleli yıldızların sayısının oçalışmada küçük alındığını ortaya koydu ve artık 300 milyar yıldız olduğunu biliyoruz.


2009'un ilk günlerinde açıklanan bir çalışmada da bazı temel parametrelerin yine küçük ele alındığı ortaya çıktı. Harvard Smithsonian Astrofizik merkezinde çalışan Mark Reid ve arkadaşları uzun süre VLBA radyo teleskobunu kullanarak Samanyolunun yeni yıldız oluşan spiral kollarındaki gökcisimlerinin uzaklığını ve hareketini inceleyerek bu yeni buluşa imza attılar. Bu cismlerin hareketinden yola çıkarak Samanyolunun ekseni çevresindeki dönme hızının saatde 805 000 km değil 966 000 km olduğunu ortaya koydular. Bu bulgu Samanyolu'nun bilinen kütlesinin de olduğundan küçük alındığını ortaya koydu. Samanyolu'nun kütlesi 580 milyar Güneş kütlesine eşit olduğu ve bu kütlenin büyük çoğunluğunu kara maddenin oluşturduğu daha önceki çalışmalarda ileri sürülmüştü. Demek ki bu çalışmanın sonucun yaklaşık 850 milyar güneş kütlesinde olduğunu anlıyoruz. Yine bu çalışmada ortaya çıkan bir başka bulgu gökadamızın yeni yıldızların oluştuğu sarmal kollarının sayısının dört olduğudur.

Bir ressam çizimi üzerinde Samanyolu'nun yeni bulunan sarmal kollarını görüyorsunuz. Kırmızı noktalar Gökadamızın merkezini ve Güneş sistemini, mavi noktalar ise VLBA ile gözlem yapılan alanları ve oradaki hız vektörlerini göstermektedir.
Merkezinden 28000 ışık yılı uzağına da yaşadığımız Samanyolu, 35 gökadadan oluşan ve adına yerel grup dediğimiz bir gökada grubunun üyesidir. Bu grubun kütlesi en büyük iki üyesini Andromeda ve Smanyolu oluşturur. Grubun çekim merkezi de bu iki gökadanın arasına düşer zaten. Samanyolu'nun bugüne kadar yapılan çalışmalarında Andomeda'dan daha küçük olduğuna inanılırdı. Fakat bu çalışmanın sonucunda Samanyolu'nun da Andromeda kadar büyük olduğu anlaşıldı. Bu çalışmanın son ilginç sonucu ise Andromeda gökadasının uzaydaki hızından hareketle 3 milyar yıl sonra Samanyolu ile çarpışacağı daha önceki çalışmalardan biliniyordu. Kütlesinin artması sonucu bu iki büyük gökadanın 3 milyar yıldan daha kısa sürede çarpışacağı sonucu çıkmaktadır.


http://www.cfa.harvard.edu/press/2009/pr200903.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Milky_Way

Devamı...>>