Denizli Nalan Kaynak Anadolu Lisesi Gözlemevi Açıldı

Dünya Astronomi Yılı nedeniyle dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Geçtiğimiz hafta sonu bu etkinliklerden en önemlilerinden biri gerçekleşti: Denizli Kaynak Anadolu Lisesi Gözlemevi Açılışı.

Bir gözlemevi kurarak insanların bundan yararlanmasını ve gökyüzüne başka gözle bakmalarını sağlamak gökbilim için çok önemlidir. Bu sayede gökyüzüne teleskopla bakan ve gök cisimlerini yazılı veya görsel basın dışında kendi gözleriyle görme olanağı sağlanır. Herkes teleskop alamayabilir. Ama bu tür merkezlere başvurarak veya gözlem şenliklerine katılarak gökyüzünün eşsiz güzelliğine tanık olabilir.

İşte bu önemli konuda Denizli artık bir gözlemevine kavuştu. Hem de bir devlet okuluyla. Ülkemizde sanırım ilk defa bir devlet okulu şehirdeki kurumların imkanlarından da yararlanarak, onları bir amaç için bir araya getirerek gözlemevini oluşturdu. Gözlemevi açılışı aynı zamanda sempozyumu da beraberinde getirdi. Ülkemizin çeşitli illerinden gelen 60 kadar gökbilim meraklısı öğretmene gökbilimnle ilgili temel bilgişler verildi. Kimler mi verdi: İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Rektörü Prof. Dursun Koçer, yine İKÜ'den Prof. Zeki Aslan, Ankara Üniversitesi Astronomi Bölüm Başkanı Prof. İ. Ethem Derman, Ege Üniversitesi'nden Prof. Zeynel Tunca (aynı zamanda TAD Genel Sekreteri) ve Prof. Serdar Evren, TÜBİTAK Gözlemevi'nden Doç.Dr. Tansel Ak, 19 Mayıs Üniversitesi'nden Prof.Dr. Hüseyin Kalkan, Amatör Gökbilimciler Uğur İkizler ve Tunç Tezel.

Denizli artık bir gözlemevine sahip. Gönül ister ki bu güzellik diğer illere de yayılsın ve her ilimizde en az bir okulumuzda veya bir kurumumuzda halkın da yararlanabileceği bir gözlemevi oluşturulsun. Bu dileğimizin yapılamaz olmadığını insanlar ve kurumlar bir araya geldiklerinde zor görülen işlerin dahi yapılabileceğini gözteren Denizli Nalan Kaynak Anadolu Lisesi öğretmen, öğrenci ve idarecilerine (başta bu ivmeyi sağlayan Tahsin Demirci öğretmenimize), sonra da gözlemevinin kurulmasına ön ayak olan Nalan Kaynak Hanımefendi ve eşine, Miili eğitim Müdürlüğü'ne, Denizli Valiliği'ne Gök Bilgi adına teşekkür ederiz.





Pamukkale gezisinden bir an.Gözlemevi teleskobu
Astronomi Öğretiminde karşılaşılan zorluklar paneli. Konuşmacılar soldan sağa: Neşever Baltacı, Mert Koçer, Prof.Dr. Zeynel Tunca, ben, Ümran Yılmaz
Soldan sağa:Prof.Dr. Ethem Derman, Prof.Dr. Zeki Aslan, Prof.Dr.Dursun Koçer, Prof.Dr. Hüseyin Kalkan







Uğur İkizler'den sempozyum görüntüleri:

Pamukkale'den DenizliPamukkale'deyiz.

Ethem Hocamız "Portakal Modeli"ni anlatıyor.Neşever Hocamızın öğrencileriyle yaptığı teleskobu Zeynel Hocamız test ediyor.

Bu sefer teleskobu ben sabitlemeye çalışıyorum.Sempozyumun sürprizi
Zeki Hocamız Işık Kirliliğini anlatıyor.Teşekkürler


Açılış haberi için: Denizli Valiliği

Devamı...>>

Mars: Geçmişte Suyu Buz Gibiymiş

Mars'ta bir zamanlar sıvı su vardı ve bunun kanıtları Mars toprağında yatıyor. Araştırmalara göre sıvı suyun içindeki mineraller, silikon, demir, magnezyum, potasyum ve alüminyum gibi elementler suyun donma noktası sıcaklığını düşürüyor.
Mars'daki yüzey şekillerinin oluşumunu anlamak için bilim insanları geçmiş dönemde Mars'ta neler olup bittiğini öğrenmeye çalışıyor. Mars'ın geçmişteki iklimi nasıldı: Kuru ya da nemli, sıcak veya soğuk muydu? Mars'ın görünen yapısında deniz ve göl olduğunu gösteren su havuzları, nehir yataklarını gösteren çizgiler bulunuyor ki bu da gezegenin geçmiş dönemde sulu bir yapısının olduğunu gösteriyor. Ancak yüzeyde saf suyun bulunamayacağı kadar soğuk bir dönem geçirmiş olabileceği de belirtiliyor.


Atmosferindeki metan ve karbondioksit gazları gezegenin sıcaklığını dengede tutması ve suyun kaybolmaması için önemlidir. Metan gazının varlığı her ne kadar şimdiye kadar kanıt bulunamasa da karasal bir gezegen için biyolojik kökenli olabilir. Metan gazı için şimdiye kadar tek bulunan gezegenin yüzeyinde yer yer bulunan metan bacaları oldu ki bunlarda jeolojik kökenli.

Buradaki çözüm için bilim insanları başka bir yaklaşım gerçekleştirdi. Sıvılar için donma noktası sıcaklıkları yeniden hesaplandı. Bu sonuçlara göre sıvı içinde bulunabilecek demir, silikon, magnezyum, kalsiyum, klorür, sodyum ve alüminyum sıvının donma noktası sıcaklığını önemli oranda düşürüyordu.

2008 Nisan ayından kasım ayına kadar Mars yüzeyini inceleyen Anka Kuşu'nun (Phoenix)Mars'ta bulduğu buz toprağın yalnız 10 cm altındaydı. Sol, 1 Mars günüdür. 4 Sol'da buzun erimesi resimde açıkça görülüyor. Bu da bulunan buzun su buzu olduğunu göstermektedir.

Bu elementler Mars yüzeyinde de bulunuyor. Bilim insanları tuzlu suyun 0 derecenin altındaki sıcaklıklarda donduğunu ve bunun da Mars yüzeyinde suyun 0 derecenin altında bile nehirlerde aktığı anlamına gelmektedir.

Mars insanoğlunun yaşam için ümit beslediği bir gezegen. Her ne kadar alınan sonuçlar gezegende yaşam olmasının yakın gelecekte mümkün olmadığını gösterse de, önümüzdeki birkaç on yıl içerisinde Mars'ta hayatı başlatabilecek projeler yok değil. Burada iki temel etken bulunuyor. Birisi Mars atmosferini sıcaklığı tutabilecek ölçüde kalınlaştırmak ki bunun yolu karbondioksit ve metan gazından geçiyor. Diğeri de Mars toprağının altına kalmış olan buzu eritip suyu ortaya çıkarmak. Bunları yapmak ise bilimin ve uzay teknolojisinin gelişimine bağlı.

Kaynak:
NASA-Solar System


Devamı...>>

CACCİA SÜPERNOVA

CACCİA SÜPERNOVASI 25 Mayıs 2009 saat 19:30 da görülebilecek
Bizim galaside iki ya da üç süpernovanın her yüzyılda bir patladığı tahmin edilmektedir, en son bilinen süpernova Cassiopeia yaklaşık 330 yıl öncesine ait yani 1680 yılında görüldü.
Chandra X-Işın Rasathanesi ve NASA nın Very Large Array Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi tarafından sanki kalın bir battaniye altından gizli gaz kalıntıları ile galaksinin merkezine yakın olarak tespit edildi.
14 Mayıs da hızla genişlemeye başladığı görüldü,bilinen en genç süpernovadır.
Bu süpernova ile ilgili yazılar 140 yıl öncesine ait olduğuna göre en genç olarak kabul edilmektedir.
Astrofili a caccia di Supernovae
Devamı...>>

Nice Yıllara Bulutsu


Gökbilim fotoğrafları her insanın ilgisini çeker. Özellikle gökada, bulutsu, gezegen resimlerini birçok insanın bilgisayar arka planı olarak kullanır. Ancak çok az kişi bu resimlerin ne olduğunu, nerede olduğunu, nasıl oluştuğunu merak eder. Merak edenlerinde ingilizcesi yeterli değilse bulduklarını anlamaz, çevirmeye kalksa sonu hüzün olur. İşte burada yardımımıza birilerinin koşması gerekir.
NASA, APOD sitesiyle her gün bir gökbilim resmi yayımlamakta. Resmin altında da bir gökbilimcinin resimle ilgili açıklaması bulunmaktadır. APOD'un bizdeki adı Bulutsu'dur. Bulutsu ekibi Murat Tunçay ve Tahir Şişman bu görevi üstlenerek hergün zamanlarını ayırararak APOD sayfasındaki resmi ve açıklamasını yayımlayarak bilime ve özellikle de Gökbilime büyük bir hizmet vermektedirler.
Her gün bilgisayarımı açtığımda ilk baktığım site Bulutsu olmuştur. Sanırım çoğu Gökbilim sevende aynı şeyi yapmaktadır.
Gezegen fotoğrafları olsun, derin uzay fotoğrafları olsun oldukça etkileyici ve insanı şaşırtan, hayran bıraktıran fotoğraflardır. Ama böyle bir fotoğrafın ne anlama geldiğini, resmin ne olduğunu anlamak başka bir güzelliktir. İşte Bulutsu ekibi 3 yıldır bu uğraşı hergün vermektedir. Büyük bir emek sarfederek, karşılık beklemeden yaptıkları bu hizmetin daha nice yıllar devam etmesini diliyorum.
Nice yıllara Bulutsu...

Devamı...>>

Kepler Göreve Başladı

     Kepler Uzay Teleskopu son testlerini yaptıktan sonra gezegen avı için çalışmaya başladı. 100 bin dolayında yıldızı tarayacak olan uzay aracı 6 Mart'ta fırlatılmış ve başarılı bir operasyonla yörüngesine oturtulmuştu. Teleskop 3,5 yıl boyunca ötegezegen keşfedecek. Kepler, güneş benzeri yıldızların çevresinde dolanan okyanus, gölleri olan dünya benzeri gezegenleri keşfedebilmek amacıyla geliştirildi.

    Gökbilimciler asıl heyecanın şimdi başladığını ve merakla Kepler'in bulgularını izleyeceklerini belirtiyorlar. NASA'nın Kepler'den sorumlu grubu yaklaşık iki aydır son ayarları yaparak aracı hazır hale getiriyorlardı. Bu süreç sonunda bitti.
    Ekip gezegen keşfi için ilk koordinatları araca yolladı. Kepler bölgedeki yıldızlarda oluşabilecek en ufak bir parlaklık azalmasını ölçebilecek. Bir gezegen yıldızının önünden geçerken yıldızın ışık parlaklığında bir azalma gözlenir. Bu yönteme geçiş yöntemi adı veriliyor.


Kepler'in gözlemleyeceği bölge

Devamı...>>

En Yakın Yıldız Ne Kadar Yakın?


İnsanoğlu bugüne kadar Güneş Sistemi dışına araç yollayamadı. Viking araçları ile Pluto'yu geçtik ve bu araçlar bir aksilik olmazsa insanın Güneş Sistemi dışına yolladığı ilk araçlar olacak.

Peki Güneş Sistemi'ndeki ve Güneş Sistemi dışındaki yıldızlara hangi hızla, ne kadar zamanda gidebiliriz? Bu konuyla ilgili eğlenceli, bir o kadar da bilgilendirici bir sayfayı aşağıdaki linkte sunuyorum. Linki tıklayınca açılan sayfada önce 2. bölümden aracı seçiyorsunuz. Sonra 1. bölümden gideceğiniz cismi seçip 3. kısımdaki butona tıklıyorsunuz. Küçük bir geçiş gösterisi sonrasında seçtiğiniz cisme ne kadar sürede varacağınız ortaya çıkıyor.

Sayfa "ötegezegen"lerle ilgili meraklı, ama gökbilimle fazla bilgisi olmayan insanlara yönelik NASA'nın hazırladığı sitede bulunuyor. Sitede bunun gibi 16 film, animasyon var. Böylece evreni, cisimleri biraz daha anlama şansını sunuyor.


Uzun sözün kısası: Uçuş Simülasyonu

Devamı...>>

Üç Haber ve Üç Yanlış

     Bilim haberleri dünyayı bilmem ama, ülkemizde ne yazık ki gereken yerinde değil. Görsel ve yazılı basında yer alan bilim haberlerinin bir kısmı ise yanlış bilgi içeriyor. Burada son birkaç gündür özellikle internet haber sitelerimizde gökbilimle ilişkili üç haberin doğrusunu yazmak istedim. Bu üç haberi öğrencilerim bana iletince haberdar oldum. Çünkü bilim haberlerini genelde basından değil, kaynaklarından izleyen biriyim. Bu açıdan bu haberler beni oldukça şaşırttı. İşte o haberler:
1. 2012'de Dünya'daki Yaşam Bitecek!!

     Haberin kaynağı New Scientist. 2012'de oluşacak Güneş patlaması ile Dünya'daki elektrik sistemlerinin çökeceği, okyanuslarda dev dalgaların oluşup özellikle kıyı kentlerini etkileyeceği, Güneş'ten gelen parçacıkların canlılar üzerinde olumsuz etkileri olacağı belirtiliyor. Hatta bunun için tam bir tarihte verilmiş: 22 Eylül 2012. (Bizim sitelerimiz bunu 12 Eylül 2012 olarak yazmış. Kulağa daha hoş geliyor sanki.)Bu haber aslında bir felaket senaryosu. Güneş'teki patlama sonucunda ABD'de en kötü olasılıkların neler olabileceği üzerine bir senaryo düzenlenmiş. Yazının başlangıç kısmında bununlailgili bilgiler var. Bugüne kadar oluşan patlamalardan canlı hayatının etkilenmediği vurgulanıyor.

     Haber NASA'ya dayandırılınca NASA'nın konuyla ilgili haberini daha önce incelemiş ve kendi sitemde bir haber yapmıştım. Güneş lekelerinin son iki yıldır minimumda olduğu ve ortalama 11 yıllık dönemlerle güneş lekelerinin arttığı ve güneş patlamalarının bu lekelere neden olduğu belirtiliyordu. Güneş lekeleri en yüksek değeri için verilen tarih ise 2011 ile 2013 yılları arasıydı. İşin can alıcı noktası burası.
     Güneş, geçmişteki lekelerin sayısına bakılıp bir istatistik çıkarıldığında ortalama 11 yılda bir leke sayısını arttığı gözleniyor. Birkaç yıl sonra bu lekeler azalıyor ve minimuma iniyor. Bu geçmişte bu şekilde süre gelmiş. Ancak hiçbir zaman güneş patlamaları canlı hayatını tehdit eden bir unsur olamamıştır. Nereden mi biliyoruz? İnsanoğlu hala hayatta da ondan. Bundan daha iyi delil olabilir mi?

     Güneş patlaması sırasında uzay boşluğuna yüksek hızda ve enerjide parçacık fırlaması gerçekleşir. Ancak bu parçacıkların tamamı dünyaya gelmez. Gelen parçacıklar dünya üzerinde çeşitli etkilere neden olurlar evet. Ama bu etkiler haberde sözedildiği gibi büyük çapta felaketlere yol açmazlar. Çünkü Güneş'ten çıkan parçacıkların çok az bir kısmı dünyaya ulaşır. Gerisi uzay boşluğunda yoluna devam eder. Buna şöyle bir örnek verelim. Elimizde ucunda sprey olan bir şişe su olsun. Bizde 1 m uzaklığa bir iğne koyalım. Şimde iğneye doğru spreyi sıkarak suyu püskürtelim. İğneye gelen su ile iğnenin çevresinde oluşan su izlerini karşılaştıralım. Görebileceğimiz gibi iğneye isabet eden su miktarı çevresine isabet eden suya göre daha azdır. İğne yerine dünyayı, sprey yerine Güneş'i koyarsanız ne demek istediğimiz anlaşılacaktır.

     2011 ile 2013 yılları arasında beklenen güneş patlamaları sonucunda insanoğlu nasıl etkilenecek. Bu yıllar arasında belirli bir günde patlamalar maksimuma ulaşacaktır. Bunun tarihini hiçbir gökbilimci verememektedir (Haberdeki 12 Eylül 2012 tarihi gerçekçi değil). Bu sırada dünyada en fazla şunlarla karşılaşabiliriz: TV ve radyo yayınları etkilenebilir, cep telefonlarınız etkilenebilir, trafolarda arıza oluşabilir. Peki bu olayları sürekli yaşamıyor muyuz? Ufak bir yağmurda veya bir fırtınada ülkemizde trafolar zarar görerek elektriğimiz kesilmiyor mu? Yani biz bunlara alışık olan bir milletiz. Ama ABD halkı değil. 1-2 saatlik elektrik kesintilerine bile alışık değiller. Biz de ise durum öyle değil.


Bulutsu ekibine yazıyla ilgili verdikleri bilgi için ayrıca teşekkür ederim.

2. 55 Milyon Işık Yılı Uzunluğundaki Gökcismi:


     Yakın zaman önce evren henüz 800 milyon yıl yaşında iken oluşmuş bir gökcismi keşfedilmişti. Bu keşif gökbilimcileri heyecanlandırdı, çünkü evren oluşum modelleri için cisimde bazı kanıtlar yer alıyor olabilirdi. Bununla ilgili bizim basınımızda haber yaptı. Ancak bir yerde hata yapıldı. O da cismin 55 milyon ışık yılı uzunluğunda olduğuyla ilgili.

     Samanyolu Gökadası'nın büyüklüğü 130 bin ışık yılıdır. Bir gökadanın büyüklüğünden bin kat daha büyük cisim ne olabilir ki? Haberle içerikli yabancı bir bilim sitesine baktığımda buradaki rakamın yanlış olduğunu gördüm. Aslında keşfedilen cismin uzunluğu 55 milyon ışık yıl değil, 55 bin ışık yılıydı.

3. Kemer'de Görülen Cisim UFO'mu?

     26 Nisan tarihli habere göre Antalya'nın Kemer ilçesinde saat 3.30'da gökyüzünde tanımlanamayan bir cisim görülmüş ve yöredekiler bunun UFO (uzaylı denilmek isteniyor) olduğunu belirtiyor. Peki aslında ne görmüşlerdi?

     Gördükleri Uluslararası Uzay İstasyonu ile başka bir uydunun birbirine yakınlaşması hareketiydi. Bunu bilmeyen yöre halkı gördüklerinin UFO olduğunu sandı. Ama haber kaynakları bu konuda araştırma yapmadan yayımlamayı seçtiler. Çünkü uzay istayonunun Kemer'de görünmesi bir haber olamazdı, değil mi?


     Dünya yörüngesinde dolanan uyduların Türkiye üzerinden geçişlerini çeşitli kaynaklardan izleyebilirsiniz. Bu sitelerden ben Türkçe olanını vereyim: http://uyduizleme.gokbilim.com/

     Böylece gökyüzünde bir cisim gördüğünüzde gezegen, bulut parlaması, uçak değilse bir uydu olup olmadığını buradan kontrol edebilirsiniz.



Devamı...>>