Uzayda Kaç Tane Yer Benzeri Gezegen Var?

Sevgili Ethem Hocamızın* hazırladığı ve facebook'taki köşesinde yayınladığı yazıları burada da yayınlayarak bir yazı dizisini başlatıyoruz. İlk yazı Samanyolu'nda kaç tane Dünya benzeri gezegen olduğuyla ilgili. Sözü fazla uzatmadan yazıya geçelim:

Güneş sistemimizdeki gezegenler dışında Güneş gibi başka yıldızların çevresinde son 15 yıldır bulduğumuz gezegenlerin sayısı 500’ü buldu. Bunlara türkçede ötegezegen diyoruz. Ötegezegenlerin çoğu dolaylı yoldan 3-4 tanesi ise doğrudan bulundu. Büyük bir gezegeni olan yıldızın kütle merkezi çevresinde yaptığı hareket sonucu bize yaklaşır ve uzaklaşır. Bu hareketi sonucu yıldızın meydana çıkan dikine hızını ölçerek onun bir gezegene sahip olduğunu buluruz. Sözkonusu kütle merkezi yıldızın merkezine çok yakın olduğu için bu dikine hızın değeri çok düşüktür ve çok duyarlı tayfçekerler bu küçük değeri algılayabilir. İşte bu nedenle ancak 1990 yıllarından sonra bu türden tayfçekerler yapılabildiği için ötegezegenler bulunmaya başladı.

Bulunan gezegenlerin kütleleri genellikle çok büyüktü çünkü sadece kütlesi büyük olan gezegenin yıldızı gözlendiğinde algılanabilir bir dikine hız değeri verir. Daha ilginç yöntemler ile yer kütlesinde gezegenler de bulunmaya başlandı ama sayıları çok azdı. Ötegezegenleri bulmak için ABD’nin uzaya fırlattığı Kepler uydusu farklı bir yöntemle gezegen arıyor, buna geçiş yöntemi diyoruz. Gezegen yörünge düzlemi bizim bakış doğrultumuzda ise o zaman yörüngesinde dolanırken belirli zamanlarda yıldızının önünden geçecek ve onun ışığının çok az bölümünün bize gelmesini önleyecektir. Çok az ışık kaybını gözleyen duyarlı detektörler yapıldığı için üstelik atmosfer etkisinden de kutulduğu için Kepler uydusu bol miktarda ötegezegen bulmuştur.



Çoğu Kaliforniya Üniversitesinden olmak üzere ABD’li bir grup gökbilimci 5 yıldır dünyanın en büyük teleskopları ile gözlem yaparak dikine hız yöntemi ile 166 Güneş benzeri yıldızda ötegezegen aradılar. Gözledikleri tüm yıldızlar dünyamıza 80 ışık yılndan daha yakındı. Bu çalışmanın sonunda dünya kütlesinin 3 ila 1000 katı arasında kütleye sahip birçok gezegen buldular. Buldukları gezegenlerin çoğu yıldızlarına çok yakın yörüngelerde dolaşıyorlardı, bizim güneş sistemimizi gözönüne aldığımızda Merkür yörüngesinden daha içerdeydi.

Evrende ne kadar yer benzeri gezegen var sorusunun yanıtını arayan gökbilimci grubunu 166 yıldız üzerinde çalışmasının sonucu.

Bulunan ötegezegenleri kütlelerine göre incelediler. Büyük kütleli olanları üç sınıfta ayırdılar: 30-100, 100-300 ve 300-100. Her grupta gezegeni bulunan yıldızların sayısı aynıydı ve bu sayı gözlenen yıldızların sadece %1.6’sıydı. Orta kütleli gezegen dediğimiz 10-30 dünya kütlesine sahip gezegenleri barındıran yıldızların sayısı ise %6.5. Süper dünya adı verilen 3-10 dünya kütlesi gezegene sahip yıldızların sayısı ise %11.8 çıktı. Dikkat edilirse küçük kütleli gezegenlere gittikçe bu tür gezegenleri barındıran yıldızların sayısı artıyor.

Bu sayıları yorumlamak artık bilim insanları için çok kolaydı. Kütlesi 3 dünya kütlesinden küçük ötegezegenleri yerden yapılan tayfsal gözlemler ile yakalamak olanaklı değildi çünkü bu kütlede bir gezegene sahip yıldızın göstereceği dikine hız çok düşüktü ve tayfçekerlerimiz bunu algılayamazdı. Yani bu tür gezegenler vardı ama biz gözleyemiyorduk. Buna bilimde "seçim etkisi" denir ve sadece kütlesi büyük olan ötegezegenleri yakalabiliyorduk. Elde edilen verilerden hareketle yer kütlesine sahip ötegezegenleri barındıran yıldızların sayısını ekstarpolasyon (dış değer) yöntemi ile bulmak çok kolaydı ve bu sayı %23’dü. Demek ki en azından gözlenen 166 yıldızın 38 tanesi yer benzeri gezegene sahip olmalı. Samanyolu gökadamızda en az 200 milyar yıldız olduğuna göre bunların 46 milyarının çevresinde dolanan yer benzeri bir ötegezegen olmalı. Evrende 100 milyar gökada olduğuna göre ve her birinde ortalama 200 milyar yıldız varsa kaç tane kütle açısından yer benzeri ötegezegen var, hesabını siz yapabilirsiniz.



Bu istatistik yöntemi araştırmayı yapan takım güzel bir benzetme ile açıklamayı başarmışlar. Bir vadiye baktığınızda gözünüze hemen büyük kayalar çarpar ve onları sayabilirsiniz. Sonra daha küçük kayaları, hatta büyük taşları da sayabilirsiniz ama kum tanelerini sayamazsınız çünkü gözünüz onları tek tek algılayamaz. Ancak tahmin edebilirsiniz. Bir plajdaki kum tanelerinden daha fazla evrende dünya var. Bunlarda yaşam var mı dediğimiz zaman eğer gezegen yaşanabilir bölgede ise yani yıldızından öyle bir uzaklıkta ki su sıvı halde bulunuyor, neden olmasın? Bu tür gezegenlerde yaşayan canlı ve zeki yaratıklar dünyamıza gelip bizi ziyaret edebilirler mi? Tabii ki hayır çünkü uzaklıklar çok büyük.

Yaşanabilir bölgenin yıldızın sıcaklığına bağlı olduğunu görüyoruz.

*Ethem Derman: Profesör, Ankara Üniversitesi, Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı
Not: Ethem Hocamız her perşembe TRT'deki "Gün Akşam Oldu" programında Gökbilim anlatmaya devam ediyor.

Devamı...>>

Astronomi Öğretmenlerine Yönelik Seminer


2010-2011 Öğretim Yılı başladı. Yeni yılla birlikte çeşitli derslerde yeni öğretim programları da işlenmeye başlandı. Programı değişen derslerden biri de Astronomi ve Uzay Bilimleri. MEB-Talim Terbiye Kurulu bu yıldan geçerli olmak üzere dersin öğretim progamını yeniledi.

Liselerdeki Astronomi ve Uzay Bilimleri dersini genellikle fizik ya da matematik öğretmenleri veriyor. Dersi veren öğretmenlerden Gökbilim hakkında yeterince bilgi sahibi olmayanlar ise ya kulaktan duyma yalan yanlış bilgileri vereceğine başka bir derse yöneliyor, ya da dersi başka bir şekilde işleyip süreyi doldurmaya çalışıyorlar.

Gökbilim'e meraklı az-çok bilgi sahibi olan öğretmenler ise dersi işlerken hem kendisi hem de öğrencilerine ayrı bir zevk aldırıyor. Hareketli ve aslında çok merak edilen uzay, gezegenler, yıldızlarla ilgili hem kendisi yeni bilgiler ediniyor hem de öğrencilerine öğretiyor.

Durum bu olunca MEB'nın mutlaka bir hizmetiçi etkinliğine ihtiyaç duyuluyordu ki bu konuda bir gelişme oldu.

Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Bölümü bu işe soyunarak MEB desteğini de alarak Astronomi Öğretmenlerine yönelik bir dizi seminer düzenleyecek. Seminerler ile hem öğretmenlere Gökbilim anlatılacak hem de öğrencilere Gökbilim kullanılarak bilimin nasıl sevdirileceği kavratılacak.

Konuyla ilgilenen öğretmenlerin aşağıdaki linke tıklayıp kayıt formunu doldurmaları yeterli. Sayfadan seminerler hakkında ayrıntılı bilgi edinilebilir.

Başvuru için: Astronomi Öğretmenleri
Taslak Program

Devamı...>>

TAD'dan Yeni Bir Yarışma

Türk Astronomi Derneği, NanoManyetik Bilimsel Cihazlar San. Tic. Ltd. Şirketi tarafından konulan 1000 TL ödüllü TELESKOP YAPMA YARIŞMASI düzenliyor. Yarışmanın amacı ülkemizde astronomiye ve fiziğe ilgi duyan çocuk, genç, yaşlı herkesi, elleri ile bir şeyler yapmaya özendirmek. Yapılan teleskopla Galileo’nun 400 yıl önce yaptığı teleskop ile ilk kez gözlediği Jüpiter’in ayları gözlenebilmelidir.


2010 yılı Teleskop Yapma Yarışması kuralları:
• Teleskop merceklerle yapılacaktır
• Büyütme en az x10 olacaktır
• Oluşan görüntü ters olmamalıdır
• Yarışmacılar teleskoplarını 1 Aralık 2010 tarihine kadar Türk Astronomi Derneği (Arzu Kıran eliyle), Sabancı Üniversitesi, Orhanlı, Tuzla, 34956, İstanbul adresine ulaştırmalıdırlar.
• Teleskop ile birlikte yapım ve tasarım aşamalarını anlatan en çok 2 sayfalık bir metin ve istenirse fotoğraflar gönderilmelidir.
• Katılım kişiseldir, grup adına, okullar ve kurumlar adına yapılan başvurular kabul edilmez.
• Jüri yarışmacıları teleskobu yeniden kurmak ve gözlem yapmak üzere davet edebilir.
• Türk Astronomi Derneği katılan teleskopları sergileme hakkına sahiptir. Daha sonra teleskoplar
yarışmacılara geri gönderilecektir. Kargo sırasında oluşabilecek zararlardan Türk Astronomi Derneği ve NanoManyetik Bilimsel Cihazlar San. Tic. Ltd. Şirketi sorumlu tutulamaz.
Jüri üyeleri:
Prof. Dr. Ahmet Oral (Sabancı Üniversitesi ve NanoManyetik Bilimsel Cihazlar San. Tic. Ltd. Şirketi),
Prof. Dr. Zeynel Tunca (Ege Üniversitesi),
Prof. Dr. Ali Alpar (Sabancı Üniversitesi, TAD Başkanı),
Doç. Dr. Ersin Göğüş (Sabancı Üniversitesi),
Uğur İkizler (Amatör astronom ve teleskop yapımcısı).

Devamı...>>

Türk araştırmacılar 7.nötron yıldızını keşfetti

Sabancı Üniversitesi'nde çalışan uluslararası ekip, galaksimizde bilinen yedinci nötron yıldızını tespti ederek dünya astronomi çevrelerinde heyecan yarattı.

Türk araştırmacılar, uzayda bugüne kadar varlığı bilinmeyen dünya'dan 40 bin ışık yılı uzakta, patlama özelliğine ve yüksek manyetik enerjiye sahip 7. nötron yıldızını keşfetti. Keşif evrenin gelişim sırlarının çözümü için uzayı gözlemleyen pek çok ülkenin bilim çevrelerinde heyecan yarattı.Türk araştırmacılar, keşfin ardından pek çok araştırma merkezinden astrofizikte ortak araştırmalar yapma teklifi aldı. Keşif, önümüzdeki ay, ''The Astrophysical Journal'' dergisinde yayımlanarak literatürdeki yerini alacak.

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Ersin Göğüş, Dünya, Güneş ve Ay'ın yer aldığı Samanyolu Galaksisi'nde yüz milyarı aşkın yıldızın, 2 bin dolayında da nötron yıldızının bulunduğunu ifade etti.NÖTRON YILDIZLARIMaddenin en yoğun halde bulunduğu yapılar olan nötron yıldızları çok kuvvetli manyetik alanlara sahip.Bu yıldızlardan manyetik alanları en düşük olanların bile çekim gücünün güneşten 10 bin kat daha fazla olduğunu kaydeden Göğüş, ''Evrendeki en kuvvetli mıknatıslar olan nötron yıldızlarındaki patlamalar, saniyenin onda biri kadar sürüyor. Bu kadar kısa sürede, güneşin neredeyse bir yılda yaydığına eşit miktarda eşit enerji yayıyor'' dedi.Astrofizikçiler şimdiye kadar 6 tane çok kuvvetli manyetik alana sahip ve yüksek patlama özelliği gösteren nötron yıldızı keşfetti. Göğüş'ün verdiği bilgiye göre bu yıldızların ilk üç tanesinin 1979'dan beri biliniyor. Yıldızların dördüncüsü 1998'de, beşincisi 2008'de, altıncısı 2009'da bulundu.TÜRK ARAŞTIRMACILARDAN 7. NÖTRON YILDIZI KEŞFİDoç. Dr. Gögüş liderliğinde, aralarında aynı üniversitenin öğretim üyesi Dr. Yuki Kaneko'nun yer aldığı ekibin keşfettiği 7. nötron yıldızı, saniyenin onda biri süresinde gerçekleşen patlama sayesinde fark edildiği. Göğüş, keşfe ilişkin şu bilgileri verdi:''Ekibimiz, ilk olarak NASA'nın Swift uydu teleskobu ile patlamayı keşfetti. Yine, NASA'nın Chandra ve RXTE uydu teleskopları ile takip ederek yeni keşfettikleri nötron yıldızının genel özelliklerini ortaya çıkardı.Keşfettiğimiz 7. nötron yıldızının manyetik alanı, güneşin manyetik alanının 18 milyar katına eşit. Saniyenin onda birinden de kısa süredeki patlamada yaydığı enerji güneşin 1 saniyede yaydığı enerjiden on milyon kat daha fazla.''''EKSENİ ETRAFINDA 7,5 SANİYEDE BİR DÖNÜYOR''Bilinen nötron yıldızlarının sayılarının çok az olması nedeniyle bilim dünyası tarafından dikkatle incelendiğini dile getiren Göğüş, ''Bu yıldızlar, maddenin çok yüksek manyetik alanlardaki davranışını anlamamız için adeta bir laboratuvar görevi görüyor. Yani biz direkt olarak bu manyetik etkileri dünyaya getiremiyoruz ama yıldızları takip ederek maddenin çok yüksek manyetik ortamlardaki hareketlerini inceleyebiliyoruz'' diye konuştu.7. nötron yıldızının keşfinin ilk defa Türk araştırmacıların önderliğinde yapılmasının önemine işaret eden Göğüş, şunları kaydetti:''Keşifte bizi en gururlandıran konu, Türkiye'deki bilimsel ve teknolojik birikimin belli bir düzeye erişmesini görmek oldu. İyi bir ekibin Türkiye'de önemli bir keşfe imza atması bilimin ülkemizde geldiği noktayı da gösteriyor.Yıldızın keşfinin yapıldığını duyan bilim çevreleri, ekibimizle irtibata geçerek ortak çalışmak istediklerini dile getirdi. Ekibimiz, aralarında İtalya, ABD, İspanya, İngiltere ve Hollanda'dan da astrofizikçilerin de yer aldığı 23 kişiden oluşuyor.''7. nötron yıldızının keşfi ile ilgili hazırladıkları makalenin astrofizik alanında dünyanın en önemli bilimsel dergilerinden biri olan ''The Astrophysical Journal'' adlı yayına kabul edildiğini bildiren Gögüş, derginin gelecek ayki sayısında basılmasının ardından keşiflerinin uluslararası literatürdeki yerini alacağını belirtti.Dünya'ya uzaklığı 40 bin ışık yılı mesafede olan 7. nötron yıldızının adının, ''SGR J1833 – 0832'' olduğunu bildiren Göğüş, yıldızın çok hızlı bir dönme periyodunun bulunduğunu, ekseni etrafında 7,5 saniyede bir döndüğünü belirterek, yıldızın bu özellikleriyle diğer nötron yıldızları arasında farklı bir yeri olduğunu da sözlerine ekledi.
Kaynak: ntvmsnbc

Devamı...>>

Jüpiter’in Kayıp Kuşaklarının Sırrı









Avustralyalı Amatör Gökbilimci Anthıny Wesley'in 9 ay arayla çektiği Jüpiter görüntülerinde fark açıkça görülüyor.Güneş Sistemi’nin dev gezegeni Jüpiter’de oluşan değişim geçtiğimiz hafta haberlere yansımıştı. Gezegenin görünür durumdaki iki ana bulut kuşakları bir anda yok olmuş ve bunu ilk kez bir amatör gökbilimci keşfetmişti.NASA’nın Jet İtici Güç Laboratuvarı’ndan (JPL) gezegen bilimci Glenn Orton bunun büyük bir olay olduğunu söyleyerek ekliyor: “Durumu yakından izliyor ve değişimin nereye kadar süreceğini merak ediyoruz” diyor.Gezegenin Güney Ekvator Kuşağı’nda bulunan kahverengi renkteki iki bulut bantı ortadan kaybolmuştu.

Avustralyalı Amatör Gökbilimci Anthony Wesley: “Jüpiter’in imzası olan bu kuşaklar büyük bir dürdün ya da bir teleskopla görülebiliyor. Çocukken küçük bir dürbünle bu kuşakları açıkça görebildiğimi hatırlıyorum. Şu anda dev gezegende tek kuşağın görülebilmesi tuhaf bir durum” diyor.Wesley geçtiğimiz yıl Jüpiter’e çarpan kuyrukluyıldızı keşfetmişti. “Kuşağın tamamen ortadan kaybolmasını gözlemeyi beklemiyordum” diyor.Orton kuşağın aslında kaybolmamış olabileceğini önüne gelen büyük bir bulut tarafından gizlenmiş olabileceğine dikkat çekiyor.“Bu mümkündür. Bir amonyak sirrüsü güney Ekvator Kuşağı’nın başında oluşmuş olabilir.

Dünyadaki sirrüs bulutu (cirrus) buz kristallerinden oluşmuştur. Jüpiter’de de benzer oluşum gerçekleşmiş olabilir. Ama tek farkla. Buradaki bulut buz yerine amonyak (NH3) kristallerinden oluşabilir. “Böyle bir sirrüs bulutunun oluşmasını ne sağlamış olabilir? Orton küresel rüzgar akımlarındaki değişikliklerin amonyak bakımından zengin maddeyi bu bölgeye getirdiğinden şüpheleniyor. Böylece Güney Ekvator Kuşağı’nın yüksek kesimlerinde buzlu bult oluşumu gerçekleşmiş olabilir.Hala varlığının nedeni anlaşılamayan Jüpiter'in büyük kırmızı lekesi Güney Ekvator Kuşağı'nın kaybolmasıyla daha görünür hale gelmiş.“Orada ne olup bittiğini görmek için bir sonda göndermek isterim” diyor Orton.

Hala varlığının nedeni anlaşılamayan Jüpiter'in büyük kırmızı lekesi Güney Ekvator Kuşağı'nın kaybolmasıyla daha görünür hale gelmiş.Gerçekten Jüpiter’in atmosferi keşfedilmeyi bekleyen sıra dışı bir yerdir. Örneğin hiç kimse gezegendeki büyük kırmızı lekenin ne olduğunu ve bu kadar fırtınaya dağılmadan nasıl kalabildiğini bilmiyor. Mevcut kuramların hiçbiri ikiz ekvatoral kuşakların neden kahverengi olduğunu ve bunlardan neden birinin kaybolduğunu açıklayamıyor.

“Elimizde çok uzun bir soru listesi bulunuyor” diyor Orton.Üstelik bu kayıp ilk kez gerçekleşmiyor.İngiliz Astronomi Birliği yöneticisi John Rogers, “Güney Ekvatoral Kuşakta düzenli olmayan aralıklarla kaybolmalar gerçekleşir. Bilinen en son kuşak kayıpları 1973-75, 1989-90, 1993, 2007 ve 2010 yıllarında gerçekleşti. 2007’deki kayıp kısa sürdü. Ama diğer yıllarda böylesi bir kaybolma gerçekleşmedi” diyor.Güney Ekvator Kuşağı’nın geri dönüşü farklı gerçekleşebilir.“Güney Ekvator Kuşağı’nın geri dönüşü amatör gökbilimcilerin orta boy teleskoplarında heyecanlı bir gösteriye dönüşebilir. Tek bir noktada başlayabilecek olan fırtına girdap şeklinde yayılarak kuşağı ortaya çıkarabilir. Yine de biz böylesi bir girdabın nerede başlayabileceğini bilemiyoruz. Tarihsel sürece baktığımızda bunun 2 yıl içinde gerçekleşeceğini söyleyebiliriz. Kuşağın birkaç ay içinde görünür hale geleceğini umuyoruz. Bu şansı kaybetmemek için sürekli Jüpiter’i izliyor olacağım” diyor Wesley.Gezegendeki bu canlanmanın aniden başlayacağı ve birkaç hafta içinde yayılacağı düşünülüyor.“Gerçekten de halkaların geri dönüşünü keşfetmek de ilginç olacaktır” diyor Orton.Jüpiter’in konumu için gökyüzü haritasından gökyüzü haritasından yararlanabilirsiniz. Jüpiter şafaktan hemen önce doğu ufkunda sabah yıldızı olarak parlamaktadır.
Kaynak: Astronomi Diyarı

Devamı...>>

EÜ Gözlemevi'nden 16. Yaz Okulu


Ege Üniversitesi Gözlemevi, bilimi topluma götürme, gökyüzünü, astronomiyi tanıtma ve sevdirme konusunda gökbilimde Türkiye’de bir ilki başlatarak 1997 yılından beri her yıl yaz aylarında “Amatör Astronomlar Yazokulu” düzenlemektedir.

45. Kuruluş yılını kutlayan Ege Üniversitesi Gözlemevi, yeni adıyla Ege Üniversitesi Gözlemevi Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak bu yıl da “14. Amatör Astronomlar Yazokulu”’nu düzenleyecektir.

Yazokulu, 28 Haziran – 31 Temmuz 2010 tarihleri arasında 5 dönem yapılacak ve her dönem Pazartesi sabah başlayacak Cumartesi sabah sona erecektir. Bu süre içinde doğa ile iç içe bir ortamda, gökyüzü ve gökcisimleri tanıtılacak, gözlediğimiz gökolayları, evrenin yapısı, yaşam olasılığı gibi konular tartışılacak, sunumlar, projeler, söyleşiler, geziler ve gece gözlemleri yapılacaktır. Katılımcılar gözlemevinin internet olanaklarından 24 saat yararlanabileceklerdir.

Yazokuluna 12 yaş üzeri katılımcılar kabul edilecektir. Her dönem için yakın yaş grubu oluşturulacaktır. Yazokulu katılım ücretine; konaklama, yemek, ders – gözlem materyali ve dönem içi gezi ücretleri dahildir. Konaklama, dersler, uygulama ve gözlemler Ege Üniversitesi Gözlemevi’nde yapılacaktır.

Yazokulu programı, başvuru, gözlemevi hakkında daha fazla bilgi http://astronomi.ege.edu.tr/gozlemevi/yazokulu internet sayfasında yeralmaktadır.

Dünya Astronomi Yılı sonrasında da “ Evren Sizi Bekliyor “..

Devamı...>>

HARİKALAR YARATAN UZAY ARACI CASSİNİ


Satürn gezegeni ve yörüngesinde yaptığı 6 yıllık seyahat boyunca Cassini, iki yeni Satürn halkası, bir dizi yeni uydu ve uyducuk keşfetti. Titan'da sıvı birikintiler, Enceladus uydusunda da su buzu ve partiküller saçan bir gayzer, halkalarda dalgacıklar ve çıkıntılar, gezegenin kutuplarında ise hortumlar buldu. Cassini ayrıca Titan'a Avrupa yapımı bir uzay araştırma gemisi indirdi. Cassini uzayda çok yakıt tüketmeden bir yerden başka bir yere nasıl gidileceğini araştıran gizemli yörünge mekaniği alanında geliştirilen son teknolojilere sahip.Cassini'nin yolculuğuna 7 yıl daha devam etmesi bekleniyor.Ancak başlangıçta taşıdığı manevra yakıtının yanlızca
%22 si kalmış durumda.Aracın bilimsel hedefleri arasında halkalar uydular ve gezegenler olması bunu şimdiye kadar yapılmış en karmaşık projelerden biri yapıyor.Cassini 2004 yılında Satürn'e vardığında 4 yıllık bir proje öngörülüyordu.Ancak o kadar başarılı oldu ki NASA görevini Eylül 2010'a kadar 2 yıl daha uzattı.Şimdi ise 2017 yılına yani Satürn 'ün Kuzey Yarımküresinin yaz mevsimine kadar uzatmaya karar verdi. Her şey planlandığı gibi giderse Cassini 15 Eylül 2017 de halkaların içine dalıp Satürn atmosferi sınırında 22 tur yaptıktan sonra gezegene düşecek.

Devamı...>>