Satürn'ün Uydusu Mimas'taki Herschel Krateri

 Mimas üzerindeki bu devasa krater neden tuhaf bir renge sahip acaba? Satürn'ün küçük yuvarlak uydularından biri olan Mimas, tüm güneş sistemi içerisindeki en büyük çarpışma kraterlerinden biri olan Herschel Krateri ile gösteriş yapmaktadır.  Karşıtlığı artırılmış yapay renklerle sunulan bu görüntü Mimas'ın daha önce çekilen görüntülerinden alınan renk bilgilerini de içermekte olup, bir araya getirildiklerinde Herschel bölgesindeki rengin yakınlarda bulunan aşırı kraterli bölgeye kıyasla biraz farklı olduğunu açık bir biçimde gözler önüne sermektedir. Ortadaki bu renk farkı, Mimas'ın şiddet içeren tarihinde yüzey bileşenlerine yönelik ipuçları sağlayabilir. Mimas üzerinde 130 kilometrelik Herchel'i yaratandan daha büyük bir çarpışma olsa, büyük bir ihtimalle uyduyu tamamen yok ederdi.


Satürn'ün Uydusu Mimas'taki Herschel Krateri
                                     Cassini Görüntüleme Takımı, ISS, JPL, ESA, NASA
Devamı...>>

Io Uydusunun Yüzeyi

20. yüzyılın ortalarında İo'nun kutup bölgelerinin kırmızı renkte olduğunu ortaya koyan gözlemler yapılmıştır. Uzay sondası Pioneer 11 1970'lerdeki geçişi sırasında kutup bölgesinin, ekvator bölgesinin beyazımsı renginin aksine turuncu renkte olduğunu ortaya koymuştur. Ancak Pioneer'in bulguları bundan öteye gidememiştir.

Uzay sondası Voyager 1, 1979'da İo'nun yakınlarından ilk resimlerini gönderdiğinde, bilimadamları İo'nun yüzeyinde neredeyse hiç karater bulunmadığını gördüler. Voyager seyir mühendisi Linda Morabito, resimler üzerinde çalışırken yüzeyden püsküren bir "sorguç" farketti. Bilimadamları olası bütün kraterleri örten yoğun volkanik aktivitenin sebep olduğu oldukça genç bir yüzey buldular. Yüzeyde dokuz aktif volkan gözlemlemeyi başaran Voyager 1'in ardından Voyager 2, bunların sekizini gözlemledi. 

http://en.wikipedia.org/wiki/Io_%28moon%29

Galileo uzayaracı, 1995'te Jüpiter'e ulaştı ve 1999'un sonlarında İo'nun yanından geçti. Galileo, İo'ya diğer bütün sondalardan daha fazla yaklaştı, birçok fotoğraf çekti, püsküren volkanlar gözlemledi ve İo'nun Güneş Sistemi'ndeki kayaç iç gezegenler gibi büyük bir demir çekirdeği olduğunu keşfetti.


                                     Io uydusunun Galileo uzay aracından alınmış görüntüsü.. NASA



Devamı...>>

TrES- 2b: Karanlık Gezegen


Öyle bir gezegen düşünün ki aldığı ışığın %1' ini yansıtsın. Ejderha Takımyıldızında bizden 750 ışık yılı uzaklıkta yatan gezegen TrES- 2b kömürden daha siyah. Bu gezegeni çıplak gözle görebilseydik kara bir deve bakıyor olacaktık.

Gezegen karanlık ancak zifiri karanlıkta değil. Çok yüksek derecedeki sıcaklığı sayesinde kor parçasına benzeyen kırmızı ışıklar saçıyor.

Neden bu kadar koyu bir renge sahip acaba? Şu an bu soru yanıtlanamamış olsada TrES- 2b hakkında bilinenler az değil. Jüpiter büyüklüğündeki gezegen GSC 03549 - 02811 adındaki yıldızına sadece beş milyon km uzaklıkta bulunuyor. ( Dünya ile Güneş arasındaki uzaklık 150 milyon km.) Ayrıca gezegen Mars ve Dünya gibi taşlardan değil, gazlardan oluşuyor.

Atmosferinde yüzey sıcaklığı nedeniyle bulut oluşumunun pek de mümkün olmadığı görülüyor. Yıldızının yoğun ışığı gezegenin atmosfer sıcaklığını 1000 dereceden fazla sıcaklığa yükseltiyor. Atmosferinin titan oksit, potasyum ve sodyum gibi kimyasallardan oluştuğu düşünülen gezegenin neden bu kadar karanlık olduğu bunlara rağmen bilinemiyor..

Kepler Uzay Teleskobu'nun gözlemleriyle 2006 yılında keşfedilen gezegen, yıldızına kilitli kalmış. Bu nedenle bir yüzü sürekli yıldız ışığı altındadır.

Yazan: Taner Göçer


 TrES- 2b'nin temsili resmi

Devamı...>>

Gaia'yı Tanıyalım



Prof. Dr. Ethem Derman hocamın yine akıcı bir dille aktardığı başka bir yazı: ESA'nın Gaia uydusu hakkında.

Uzaya tahmin edemeyeceğiniz sayıda yüzlerce askeri veya bilimsel uydu atılıyor. Bunların hepsini tanıyalım dersek evin yolunu bulamayız ve siz de sıkılırsınız. İşte GAIA böyle bir araç değil, gökbilime büyük yararları olacak bir uzay teleskobu. Nasıl Kepler uydusunu son 4-5 yılda çok dile getirdiysek GAIA da öyle bir uzay teleskobu. Araştırdım ama bulamadım, neredeyse son 7-8 yıldır atılması beklenen bu teleskop sürekli olarak teknolojinin gelişmesi sonucu üzerindeki tüm aletler 2-3 kez değiştirildi ve nihayet 19 Aralık 2013 tarihinde uzaya gönderildi.



Aşağıda uzun uzun anlatacağım bu uzay teleskobunu sıkılırsanız burada bırakabilirsiniz. GAIA adı nereden geliyor derseniz her zamanki gibi ingilizce bir kısaltma. Global Astrometric Interferometer for Astrophysics sözcüklerinin baş herflerinden kaynaklanıyor. Ama böyle önemli bir bilimsel deneye isim verirken bunun bir de mitolojik öyküsü vardır. Eski Yunan mitolojisinde evrenin oluşumu sırasındaki kaos zamanında ortaya çıkmış dünyanın ana tanrıçasıdır.

Gökyüzünde gördüğümüz tüm cisimlerin koordinatlarını hesap etmek kolaydır çünkü gök küre üzerinde izdüşümleri bize enlem ve boylam gibi iki sayı ile saptayabiliriz. Bu iki boyutlu katolglamanın zayıf yönü uzaklıklarının bilinmemesidir. Eğer uzaklığı da bilirsek yıldızların üç boyutlu haritasını çıkarabiliriz. Dünya Güneşin çevresinde dolanırken yaklaşık altı aylık aralarla yapılan gözlemler onun koordinatlarını değiştiğini gösterir. İşte bu değişimden hareketle yıldızların uzaklığını ölçeriz, elde dilen ölçüme paralaks denir.



Paralaks ölçümü astrofizikte çok önemlidir. Örneğin renk- salt parlaklık dağılımında (H-R diagram) yıldızın yerini bulursak kütlesini bulabiliriz. Burada salt parlaklık ise yıldızın görünen parlaklığı ve uzaklığına bağlıdır. Dolayısıyla çift yıldızlar hariç, uzaklığını bilemezsek yıldızın kütlesini bulamayız. Yıldızların diğer parametreleri de (yarıçapları, metal miktarı, yüzey çekim ivmesi) uzaklığın bir fonksiyonudur. O nedenle gökadamızdaki yıldızları anlayabilmemiz için onların uzaklığını bilmemiz gerekir. Yıldızların gökyüzündeki konumlarını ve uzaklıklarını çalışan bilim dalına ASTROMETRİ olarak bilinir.



1990’ların ilk yıllarında Avrupa Uzay Ajansı (ESA) astrometrinin babası sayılan Hipparcos adını verdiği uzay teleskobunu yörüngeye yerleştirdi. Hipparcos tam 100 000 yıldızın paralaksını ölçtü. Bu ölçümler bizden 300 ışık yılı (IY) uzaklıktaki tüm yıldızların ve 3000 IY içindeki parlak yıldızların uzaklığını ölçmemizi sağladı. Gökadamızda 300 milyar yıldız olduğunu düşünürsek 100 000 yıldızın pek bir şey ifade etmeyeceğini anlarız. Buna karşın Hipparcos verileri gökbilimciler tarafından 1600 kez kullanıldı, bilim dünyasında bu rakam önemlidir.



Bu 20 yıl önceki teknoloji ile ulaşılan sonuç bugün çok daha iyisi yapılabilirdi. İşte bu nedenle uzun zamandır üzerinde çalışılan GAIA nihayet uzaya fırlatıldı. GAIA 5 yıl boyunca 1 milyardan fazla yıldızın koordinatlarını 70 kez ölçecek. Bu ölçümler yakın yıldızların uzaklığını binde bir duyarlılıkla, 30 000 IY uzaklıktaki yıldızların ise yüzde on duyarlılıkla elde edecek. Bir anlamda gökada merkezine kadar ollan yıldızların uzaklıklarını bulmuş olacağız.

GAIA uydusunun bir başka önemi bol miktarda ötegezegen bulacak. Gökbilimcilerin bir çok yöntemi vardır ötegezegen bulmak için, örneğin Kepler gezegen yıldızının önünden geçerken gözleyip ötegezegeni saptıyordu, buna geçiş yöntemi denir. Yöntemlerden biri de astrometrik yöntemdir. Eğer bir yıldızın Jüpiter büyüklüğünde bir gezegeni varsa o yıldızın kütle merkezi çevresinde bir hareketi vardır. İşte bu hareketi sonucu uzayda konum değiştirir. GAIA çok duyarlı konum ölçeceği için o ötegezegenleri saptayacak. Bugüne kadar astrometrik yöntemle bulana ötegezegen yok, başka yöntemle bulunan 1-2 ötegezegen bu yöntem kullanılarak onaylanmıştır. GAIA’nın yaklaşık 2 500 ötegezegen bulacağı yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya çıkmıştır.



GAIA öyle büyük bir teleskoba sahip değil. İlginç bir tasarımı olan iki teleskoptan oluşuyor. Her teleskop farklı şekil ve boyutta 10 aynadan oluşuyor ve gökyüzü ışığını odaklayarak bilimsel aletler üzerine düşürüyor. Dikdörtgen şeklindeki bu teleskopların yüzeyi sadece 0.7 m2. Teleskoplar küçük ama yer atmosferinin üstünde olacağı için duyarlı gözlem yapacak. 5 yılın saonunda gönderdiği veri miktarı 1 milyon GB veya bir başka deyişle 200 000 DVD’yi dolduracak kadar.



Uzaya yerleştirildikten 20 gün sonra son roketi ateşlenecek ve güneşin tam ters yönünde bulunan L2 noktasına yerleşecek. Daha önce bu noktaya Herschel, Planck ve WMAP gib bilimsel gözlemevleri yerleştirilmişti. Gelecekte WEBB uzay teleskobu da bu noktaya yerleştirilecek. Bu Lagrange noktasının önemi GAIA dünyanın çevresinde dönmeyecek, yer güneş çevresinde dolanırkaen güneşe göre konumunu sürekli koruyacak.



Yaklaşık 2000 yıl önce ülkemizde İznik kentinde doğan ve bir çok astronomi çalışması yapan Hipparkos, bunların yanında trigonometriyi buldu. Güneş ve Ay’ın uzaklığı üzerine de çalışan Hipparkos bunun yanında ilk astrometrik çalışmaları yaapmış ve 850 yıldız barındıran bir de katalog yayınlamıştır. Daha sonra Rodos adasında ölen tarihin bu değerli bilim insanının adı ESA tarafında dilden düşürülmüyor ama biz ne kadar tanıyoruz. Aslında ESA’yı bile tanımıyoruz ama bu da başka bir yazının konusu.

Prof. Dr. Ethem Derman

Devamı...>>

Jupiter -Venüs -Merkür aynı hizaya geliyor

http://www.space.com/21233-jupiter-venus-mercury-rare-planets.html?cmpid=514630


Devamı...>>

Ayda Atmosfer Var mı?


Prof. Dr. Ethem DERMAN'ın kaleminden...
AÇATOK'un temsili resmi.


Önümüzdeki günlerde yani 2013 yılının ortasında NASA Ay'a yeni bir uzay aracı gönderiyor. Aracın adı Ay Çevresindeki Atmosfer ve TOz Kaşifi, (AÇATOK, ben de kısaltma yaptım). İngilizcesi, Lunar Atmosphere and Dust Environment Explorer (LADEE). Ay ekvatoru bölgesinde bir yörüngeye girecek olan 383 kg kütleye sahip AÇATOK, üstünde üç tane bilimsel alet taşıyor ve sadece 100 gün çalışacak. İsminden de anlaşılacağı üzere Ay'a yakın bölgelerde bulunan atmosfer ve onun içindeki tozu inceleyecek. Peki hani Ay'da atmosfer yoktu, AÇATOK neyi inceleyecek?
Apollo astronotlarının konuşlandırdığı LACE cihazı Ay atmosferinin kimyasal yapısını inceledi.
Apollo astronotlarının konuşlandırdığı LACE cihazı Ay atmosferinin kimyasal yapısını inceledi.



Evet ders kitaplarında yazdığı gibi tüm insanlar Ay'da atmosfer olmadığını biliyorlar ama son zamanlarda orada suyun bulunması, atmosferinde saptanan sodyum ve potasyum gibi sıradışı elementlerin bulunması bizim yakın komşumuzdaki atmosferi daha yakından incelememize neden oldu. Yerde deniz seviyesinde bir santimetre küpde 10 katrilyon (1'in yanında 19 tane sıfır var) molekül varken Ay'da aynı hacımda sadece 1 milyon molekül vardır. Her iki sayıyı karşılaştırdığımızda Ay'da atmosfer yok diyebiliriz. 
Güneş ışınlarının uyardığı Ay atmosferindeki sodyum atomlarının ışıması yerden yapılan gözlemlerle saptanmıştı. Yaklaşık 4 Ay çapı kadar bir alana yayılmaktadır ama Ay'a yakın bölgelerde ışınım çok daha şiddetli. Bu ise orada daha fazla sodyum atomu olduğunu gösterir.

Ay atmosferindeki bu molekül yaoğunluğu şu anda 350 km yukarıda görev yapan Uluslararası uzay İstasyonunun yörüngesinde de ancak bu kadar molekül bulunmakta ama biz o konuma uzay diyoruz. Yeryüzünde çok karmaşık mühendislik hesapları ile yaptığımız vakum cihazlarında dahi bu yoğunluğa ulaşamadığımıza göre Ay'da atmosfer yok diyebiliriz.
Ay yüzeyine çarpan bir göktaşı yoğun bir toz bulutunu yükseklere taşır. Bilim insanları atmosferindeki tozun kaynağı olarak bu çarpışmaları ileri sürmektedir. İşte AÇATOK çalışmaları sırasında meydana gelecek böyle bir olay iddiayı kanıtlayacaktır.

Dünyamızda, Venüs ve Mars atmosferinde dahi bulunmayan sodyum ve potasyum gazı Ay'da ne arıyor sorusu bilimcileri araştırmaya yöneltmektedir. Apollo 17 astronotlarının Ay yüzeyine yerleştirdiği Ay Atmosferik Kompozisyon Deney aleti (LACE, Lunar Atmospheric Composition Experiment) çok az sayıda atom ve molekül saptadı. Helyum, argon, neon ve muhtemelen amonyak, metan ve karbondioksit. Bu moleküllerin miktarı çok azdı. Daha sonra yerden Ay'ın yüzeyini kapatan özel teleskoplarla yapılan araştırmalarda atmosferde sodyum ve potasyum atomlarının ışımasını saptadılar. Bu atomlar güneş ışınları ile uyarılıyordu. henüz Ay atmosferinin yapısını tam olarak bilmediğimizden AÇATOK uzay aracını gönderiyoruz.
Amatörler bugüne kadar Ay yüzeyinde bir çok parlama saptamışlardır. Özellikle video çekimlerinde bu parlamalar kendini çok daha belirgin göstermektedir. Fotoğrafta bunlardan birini görmektesiniz.

Ay'a düşen her göktaşı normal bir atmosfer olmadığı için hemen yüzeyine çarpar ve bir toz bulutunu atmosfere kaldırır. Bu çarpma sırasında yerden gözlem yapan Ay amatörleri çok küçük teleskopları ile yüzeyde bir parlama görürler. Bugüne kadar bir çok bu türden parlama saptanmıştır. AÇATOK'un görev yaptığı sırada NASA tüm amatörlerden Ay'ı gözlemelerini istemekte çünkü AÇATOK üzerindeki aletlerde toz yoğunluğunun değişimini incelemek istemekteler. Teleskobu olmayan amatörlere ise göktaşı yağmurlarını saymaları öneriliyor. Bu akanyıldız yağmurları yer atmosferine girdiği gibi Ay yüzeyine de düşmektedir.

Devamı...>>

Panstarrs Kuyrukluyıldızını Gözlemek İçin Hazır mısınız?

Prof. Dr. Ethem DERMAN'ın kaleminden...

Panstarrs KY'ını batı yönünde güneş battıktan 30 dakika sonra nerede göreceğimizi gösteren temsili resim.

Evet Panstarrs kuyrukluyıldızı (KY) defileye çıkmaya hazırlanıyor. 2013 bir KY yılı olacak ve ilki Mart ayının ikinci haftasından itibaren kuzey yarımkürede yaşayan gökyüzü meraklılarına kendini tam batı yönünde gösterecek. Bu görkemli gökyüzü cismini nasıl ve nerede göreceğiniz ise resimde açıklanmış. Bu resim güneş battıktan 30 dakika sonrasını 7-25 Mart tarihleri arasında gösteriyor. Güneşin battığı yönde yani batı ufkunuz açık olan bir yerden gözlem yapmanız gerekir. Kuşkusuz güneşe yakın oldukları için en parlak zamanı 7 Mart ama günbatımı daha bitmediği için ve ufka yakın olduğundan kendisini o kadar parlak göremiyeceğimiz bir kenara büyük olasılıkla tanımakta bile zorluk çekeceğiz.


KY'ın gökyüzünde 10 Mart- 1 Nisan tarihleri arasında takip edeceği yolu bu resimde görüyorsunuz. Kntlıat (Pegasus) takımyıldızının parlak yıldızlarını referans alıp kendisini görebilirsiniz.

Fakat 12 Mart Salı akşamı hilal şeklindeki Ay bize güzel rehberlik edecek. Ay'ın hemen üzerinde onu muhteşem kuyruğu ile göreceğiz. Ne olursa olsun bu gözlemi kent ışıkları içinde yapmayın, çünkü ışık kirliliği sizi bu güzel gösteriden mahrum etmek için elinden geleni yapacak. Karanlık bir yerlere gidin. İstanbul'da oturan meraklılar belki en yakın karanlık yer olarak Şile'yi seçebilir ama ben kentin batısında bir yerlere gitmelerini öneririm. Ben içanadoluya Yozgat Sorgun'a gidiyorum, biliyorsunuz kambersiz düğün olmaz.


Panstarrs KY'nın güneş sistemi içindeki yörüngesi. Hiperbolik bir yörüngede bize misafir olan KY önce kuzey yarımküreden geliyor, sonra güney yarıküreye geçiyor ve uzayın derinliklerinde kaybolacak. Yörüngesinde koyu mavi renk ile gösterilen kısmı tutulma düzleminin altınde gerçekleşen yörüngesi.

Panstarrs KY'nın parlaklığı kuzey yarımkürede görüldüğünde 1. kadirden veya biraz daha parlak olacak. Bu ise büyükayı takımyıldızının yıldızlarının parlaklığından biraz daha parlak demektir. Ama KY nokta cisim olmadığı için kadir eşeli cinsinden verilen parlaklık gözlem yapanları yanıltır. Bu parlaklıkta çıplak gözle görmek mümkünse de yanınızda basit bir avcı dürbünü olmasında yarar var. Nereye bakacağınız ise resimde gösterilmiştir. En iyisi 12 Mart tarihi çünkü bakacağınız yeri kolaylıkla bulabilirsiniz çünkü o gün rehberiniz Ay size hizmet edecektir.


Avustralyadan Michael Mattiazzo 200 mm'lik objektifi ile 3 dakika poz vererek aldığı bu fotoğrafta KY'ın iki kuyruğunun yanında iyon kuyruğu da ortaya çıkmıştır.

Mart ayının ilk günlerinde Güneş'e iyice yaklaşan KY, Merkür yörüngesinin içinde yer alacak. Güneşe yaklaşmadan önce güney yarımkürede yaşayanlar bu KY'ın çeşitli fotoğraflarını çektiler. Aşağıda çeşitli tarihlerde çekilmiş Panstarrs KY'nın fotoğraflarını göreceksiniz. Altyazılarında geniş açıklama yapmaya çalıştım.


28 Şubat tarihinde Panstarrs-4. Terry Lovejoy Avustralyada yaşayan meşhor kuyrukluyıldız avcısı Terry Lovejoy 9 Şubat tarihinde çektiği bu fotoğrafta KY'ın iki belirgin kuyruğu (toz ve gaz) görülüyor. Bu tarihte KY 5.5 kadir yöresindeydi.

Avustralyanın Melbourne kentinin üstünde Panstarrs KY'ı çıplak gözle görülebiliyordu. Bu fotoğraf dün yani 2 Mart günü Carl Grubber tarafından çekildi.

Yeni Zelanda'dan Ian Cooper 27 Şubar günü 30 saniye poz ile çektiği fotoğrafta Panstarrs KY'ını görüyorsunuz.

Devamı...>>